MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... Yönetimi vekili, 05/07/2007 günlü dava dilekçesiyle, davalı ... adına tapuda kayıtlı olan Sarıcaeli Köyü 784 parsel sayılı taşınmazın, 1990 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığını, davalının orman kadastrosunun iptali için açtığı davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/390-2003/46 sayılı kararı ile reddedilerek ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.11.2004 gün 2004/7763-12318 sayılı kararı ile onanıp 24/1/2005 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek 784 sayılı parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini ve davalının bu yere elatmasının önlenmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu parselin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından özetle; "Orman Genel Müdürlüğü adına ... Orman İşletme Müdürlüğünün aktif dava ehliyeti bulunmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 1/F maddesi gereğince geçerli bir tapu kaydı olduğunu, dava konusu 743 sayılı parsele komşu aynı hukuki durumda olan ... ... KÖKTEPE'ye ait 745 sayılı parselle ilgili olarak 745 sayılı parselin orman kadastro sınırı içine alınmasından dolayı, davalıya herhangi bir tazminat ödenmeden kamu yararı ile mülkiyet hakkına saygı arasında korunması gereken ilke ve ... denge bozularak ve KÖKTEPE'yi özel ve aşırı bir yük taşımaya mecbur edecek şekilde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini tespit eden AİHM 2. Dairesinin 35783/03 sayılı KÖKTEPE-TÜRKİYE kararının bulunduğunu ve ayrıca 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesine eklenen hüküm gereğince mahkeme kararının bozulması" isteğiyle temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 29/11/1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Davalı yönünden çekişmeli parselle ilgili orman kadastrosu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/390-2003/46 sayılı kararının kesinleştiği 24/1/2005 tarihinde tarihinde kesinleşmiştir. 784
sayılı parselle ilgili genel arazi kadastro işlemi 26/04/1973 tarihinde kesinleşmiş ve ... ... adına tescil edilmiş, onun tarafından 25/10/2000 tarihinde davalı ...'a satmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi "Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavrama daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazlar dahildir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır." hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve ... bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kaldığı, davalı ... tarafından tapu kaydına dayalı olarak 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davasının, mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/390-2003/46 sayılı kararı ile reddedilip Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.11.2004 gün 2004/7763-12318 sayılı kararıyla onandığı ve 24/1/2005 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu karar H.Y.U.Y.nın 237. maddesi gereğince taraflar yönünden kesin hüküm olduğu, davacı ... Yönetimi, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, genel arazi kadastrosundan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle temyize konu mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren davalının mülkiyet hakkının sona erdiğini belirleyen ve mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023 (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı, dava konusu taşınmazın bitişik Asmatepe Devlet Ormanının devamı ve ayrılmaz bir parçası olması, taraflar arasında Orman Yönetimi yararına kesin hüküm bulunması ve parselin ... arazisi olarak kullanılmaması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/F maddesinin somut olayda uygulama olanağının bulunmadığı, Orman Kadastrosuna ilişkin 2000/390 31/12/2002 tarihinde çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen üç kişilik orman mühendislerinin verdiği 8/8/2002 tarihli raporda taşınmazın kuzeyinde ... yapıldığı bu bölümde 1 adet 60 yaşlarında 10 metre boyunda kızılçam ağacı bulunduğu geri kalan bölümünün kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu,... yapılan alanda eğim % 24, geri kalan bölümde % 60 olduğu, üç yönüyle ormana bitişik ve orman bütünlüğünde olduğu ... fotoğraflarında ve 1957 tarihli memleket haritasında orman olarak görüldüğü ve 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre verilen tapu kaydının iktisabının haksız nedene dayandığının belirtildiği, 4753 Sayılı Yasada ormanların tevzi yoluyla dağıtılacağına ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığı, aksine yasanın 8. maddesinde ormanların dağıtılamayacağına dair hüküm olduğu halde 1957 tarihinde dahi eylemli orman olduğu anlaşılan taşınmazın tevzi komisyonunca hata ile tapu kaydı oluşturulup ... ...'a verildiği, bu nedenle sözü edilen tapu kaydının Medeni Yasanın 1025 (EMY.933) yolsuz tescil niteliğinde olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 45/3. maddesindeki "orman sınırı içinde kalan tapulu yerlerle, ... tevzi yoluyla verilen yerler başka bir şart aranmadan hak sahipleri adına tespit ve tescil edilir" hükmünün Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararları ile
iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından önce davalı yararına tamamlanmış bir hak oluşmadığı; başka bir anlatımla, taşınmazı içine alan orman kadastrosunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra kesinleşmesi nedeniyle, Anayasa Mahkemesi kararlarından önce davalı yararına oluşan kazanılmış haktan söz edilemeyeceği; diğer taraftan, dava konusu 5350 m2 yüzölçümlü 784 sayılı parsele revizyon gören ve haritası bulunan Mart 1953 tarih 445 numaralı tapu kaydının yüzölçümü 6500 m2 ve doğu sınırı Çaltılık yolu, batısı ve Kuzeyi Davulgu deresi olması nedeniyle değişir sınırlı olduğu ve kayıt fazlalığının tevzi tapusu dışında kaldığı, sınırdaki ... boşluğu ve orman alanının kadastro sırasında parsele eklenmesinden kaynaklandığının kabulü gerekeceği dosya kapsamından avukat olduğu anlaşılan ve kendisine ait dava konusu 784 parselle aynı hukuki durumda bulunup ve bu parsele komşu olan ve Dairede temyiz incelemesi yapılan bir çok parsel sahiplerinin vekili olan davalının 1992 yılında dahi ... alanı olarak kullanılmayan ve eylemli orman olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazı ve çevresini görmeden ve bitişik ormanın devamı olduğunu bilmeden satın almış olmasının hayatın ... akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından,davalının iyi niyetli olarak da kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerine "bu parselin 29.05.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığı" konusunda şerh konulmamış olmasının davalının taşınmazı tapu kaydına güven ilkesine dayanarak ve iyi niyetle satın aldığının da düşünülemeyeceği, davalının bu yeri satın alırken ödediği satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine satan kişiden geri alabileceği, sözü edilen AİHM'nin 22 Temmuz 2008 tarih 3583/03 sayılı kararının Devlet Ormanı niteliğinde olan taşınmazın tapu kaydının kamu yararı gereğince iptali edilemeyeceğine ilişkin olmayıp kamu yararı amacıyla iptal edilebileceğine ilişkin olduğu da gözönünde bulundurulduğunda, davalı adına olan tapu kaydının orman kadastrosu ve kesin hüküm nedeniyle iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ...'un temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 09/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.