MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı,.... Köyü, Tulumba mevkii, 461 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman dışına çıkarıldığını ileri sürerek,tapusunun iptali ve HAZİNE adına tescili istemiyle dava açmıştır, Mahkemece, 27.12.2006 gün ve 2006/436- 2006/93 sayılı kararı ile “Davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılan saha olduğunun belirtilmesine” karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20 Hukuk Dairesi’nin 25.09.2007 gün ve 2007/6778 - 2007/11187 sayılı kararı ile (Davalı gerçek kişilere dava dilekçesi ve duruşma gününün usulünce tebliğ edilmediği, bu belgelerin yanlış adreslere çıkartıldığı, dolayısıyla davalıların davadan haberdar olmadıkları anlaşılmakla, mahkemece H.Y.U.Y nin 73 maddesine aykırı olarak tarafların sav ve savunmalarının alınmaksızın yasal haklarının kısıtlanmak suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır) nedeniyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak davanın KABULÜNE, Büyükçavuşlu Köyü, Tulumba mevkii 461 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tapunun beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi kapsamında HAZİNE LEHİNE ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARILAN ARAZİ OLDUĞU DA ŞERH EDİLEREK, Hazine adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 3116 Sayılı Yasaya göre 21.05.1948 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1999 yılında yapılan ve 13/4/1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1981 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1999 yılında yapılıp
kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y.931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalıların taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışlarsa, ödedikleri bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendilerine satanlardan geri alabilecekleri belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 09/11/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.