20. Hukuk Dairesi 2011/10824 E., 2011/11355 K. DEVLETİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN DOĞAN ZARAR
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 179 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve Tapu Sicil Müdürlüğüne vekaleten Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı şirket 14.09.2009 günlü dilekçesiyle davalı sıfatıyla Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine ve Orman Yönetimini hasım göstererek, Muallim köyü Kurt deresi mevkiinde bulunan 1 pafta 1 parsel sayılı taşınmazı 15.11.1989 tarihinde o zamanki maliki Sadık Doğandan satın aldığı, o zaman tapunun beyanlar hanesinde orman ile ilgisinin olduğuna ilişkin her hangi bir şerh bulunmadığı, iyi niyetle satın aldığı ve iyi niyetle mülkiyetinde bulundurduğu, üzerine alüminyum fabrikası inşa ettiği, daha sonra Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemişle açılan davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin G... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2008 gün ve 2007/35-433 sayılı kararının Yargıtay'dan da geçtikten sonra kesinleştiği, iyi niyetli olduğu halde bu şekilde tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğradığı, uğradığı ticari kayıplar ve diğer zararların tazmini için dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla, arsanın rayiç bedeli, arsa üzerindeki bina ve tesislerin bedeli olmak üzere 1.486.300,00.-TL zararın, arsanın el değiştirdiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılarda müştereken tahsili ile kendilerine verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, 1.486,300,00.-TL' nin dava tarihi olan 14.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Tapu Sicil Müdürlüğüne vekaleten Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali üzerine tapuya güven ilkesi gereğince Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminat istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir aynî hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur".
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; Tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğününün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Medeni Yasanın 1007 maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Medeni Yasanın 1007 . Maddesi gereğince Davalı sıfatı Hazinenin olup Tapu Sicil Müdürlüğü ile Orman Yönetiminin davalı sıfatı bulunmadığından Orman Yönetimi ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddi gereklidir.
Diğer taraftan; Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK.2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. H.U.M.K. 179/1. maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda, Tapu sicil Müdürlüğüne izafeten Hazinenin ve Orman Yönetiminin davalı gösterilmesinin ve Tapu Sicil Müdürlüğünün Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan Orman Yönetimi ve Tapu Sicil Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Tapu Sicil Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece Tapu Sicl müdürlüğü ve Hazineye yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilde yanılma hali resen gözetilerek, davanın Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delillerinin toplanması oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya uykarıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Orman Yönetimi ile Tapu Sicil Müdürlüğüne vekaleten Hazine vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 11/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy