MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 29/11/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/11/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Orman Yönetimi vekili Avukat ... ile diğer taraftan duruşma isteyen ... ve arkadaşları vekili Avukat ... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar 09.02.2007 tarihli dilekçeleriyle, davalı ile kendilerinin ortak murisi olan babaları ...'un 15.12.1996 tarihinde öldüğünü, tapuda babaları adına kayıtlı ... köyü Pınardağı mevkii 220 sayılı parseli paylaşmak istediklerinde, taşınmazın 04.04.1988 tarihinde babalarının sağılığında diğer kardeşleri davalı ...'a satıldığını öğrendiklerini, bu işlemin muvaazalı olduğunu, ölü babaları Süleyman'ın gerçek iradesinin bağış olduğunu, muvazaalı satış ilşeminin iptali ile taşınmazın kendilerine ait 1/6'şar payların ayrı ayrı kendi adlarına tescilini istemişlerdir. Orman Yönetimi ise, 12.06.2008 tarihli dilekçesiyle ... köyü 220 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastorsu sınırları içinde kaldığı, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiş, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece Orman Yönetiminin davasının 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde öngörülen hak düşücü sürenin geçmesi nedeniyle REDDİNE, gerçek kişilerin davalarının kabulüne, çekişmeli parselin 1/6 payı davalı üzerinde kalmak üzere geri kalan 1/6'şar payın ise davacı gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kesinleşmiş orman kadastorsu sınrıları içinde kalan tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescile, muvazaalı satış işşleminin iptali, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
... köyünde genel arazi kadastrosu 1969 yılında yapılmış 20.01.1971 ila 19.02.1971 tarihleri arasında yapılan askı ilanı sonunda kesinleşmiş, çekişmel ... köyü 220 parsel sayılı 29250 m2 yüzölçümündeki parsel tarla niteliğiyle ... adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, 04.04.1988 tarihinde 1234 yevmiye ile davalı greçek kişiye satılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1985 yılında 2896 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşmiştir.
Mahkemece, kadastro tesbitinin kesinleştiği tarihten sonra, dava tarihine kadar, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürcü sürelerin geçtiği gerekçesiyle, Orman Yönetimi tarafından açılan davanın reddine karar verilmişse de,
5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edilmiş, gerekçeli karar 23 Temmuz 2011 günlü ve 28003 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Devlet ormanları kamu malı olup, gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve bu maddeler özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım içermemekteyse de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır. (Örneğin: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08.05.1987 tarih 1986/3 Esas ve 1987/4 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 E. 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1-335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları).
Kaldı ki; dava konusu taşınmazın 19.02.1971 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosunda belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı ve davalıların babası ... adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edildiği, taşınmazın 1985 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ve bu işlemin dahi kesinleştiği, kadastro tesbitinden sonra gerçekleşen bir nedene dayanıldığına, iddianın niteliğine göre 3402 sayılı Yasanın 12. maddesindeki hak düşürücü sürelerin uygulanamayacağı düşünülmemiştir.
O halde, Orman Yönetiminin çekşimeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan devlet ormanı niteliğinde olduğu savıyla açtığı davaya ilişkin iddiası ve delilleri, davalı tarafın ise savunma ve delilleri sorularak, toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay'daki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre takdir edilen 825.00.- TL. avukatlık ücretinin davacılar ... ve arkadaşlarından alınarak kendisini avukat ile temsil ettiren Orman Yönetimine verilmesine, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 22.11.2011 günü oybirliği ile karar verildi.