20. Hukuk Dairesi 2011/13882 E., 2011/15583 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Cevdet 25.02.2011 tarihli dilekçeyle, Osmaniye köyü 270 sayılı parseli 28.07.1997 tarihinde Şevket 'den satın aldığı 269 sayılı parseli de ihale ile 24.08.2000 tarihinde Hazineden satın aldığı, her iki parseli satın alırken, beyanlar hanesinde ormana ilişkin kısıtlama bulunmadığı, Orman Yönetimi tarafından parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu için tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle açılan davalar sonunda 269 sayılı parselin toplam 6768,69 m2 ve 270 sayılı parselin toplam 4890,25 m2 bölümlerinin tapularının iptaliyle, orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararların kesinleştiği, bu şekilde tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğradıkları, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tapusu iptal edilen bölümler için şimdilik 167.393,82.-TL. tazminat, tapu iptal davaları nedeniyle ödedikleri yargılama gideri için şimdilik 2.247,95.-TL. tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek kendilerine verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, 33.179,22.-TL. tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiş hüküm davacı gerçek kişi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.
Tapusu iptal edilen 269 sayılı parsel 24.08.2000 tarihinde, 270 sayılı parsel ise 28.07.1990 tarihinde Cevdet tarafından satın alınmakla tapuya kayıt edilmiştir. Tapu kaydının beyanlar hanesinde orman alanı ya da 2/B gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin bir belirtme yazılmamıştır.
Sinop Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.12.2009 gün ve 2007/789-228 sayılı kararıyla 269 sayılı parselin toplam 6768,69 m2 bölümünün, 03.03.2009 gün ve 2007/782-132 sayılı kararıyla da 270 sayılı parselin toplam 4890,25 m2 bölümünün tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline hükmedildiği, kararların Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra 2009 yılında kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. Maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. Maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1.maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde (743 sayılı TKM m.917) yer alan "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı),
Tapusu iptal edilen parsellerin arsa olmayıp arazi olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık taşınmazların değerinin, dolayısıyla davacı zararının saptanmasında kullanılan yönteme ve hesaplanan tazminat miktarına ilişkindir.
Tapusu iptal edilen taşınmazın değeri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde, ekilecek ürünlerin ve bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacak harcamalar gözönünde tutularak, net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla değerinin bulunması, bedel tesbitinde etkisi olan diğer tüm unsurlar dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek saptanması gerekirken, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir. Bu durumda net gelir esasına göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ile davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine 22.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.