20. Hukuk Dairesi 2011/14478 E., 2011/14623 K. TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ZARARIN SAPTANMASINDA KULLANILAN YÖNTEM
2709 S. 1982 ANAYASASI [ Madde 90 ] 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi 03.06.2011 tarihli dilekçesiyle A…
… kasabası Tozluca mevkii 2364 sayılı parseli Hazineden 19.08.2002 tarihinde satın aldığı ve adına tapuya kayıt ettirdiği, daha sonra yapılan kamulaştırmada parçaya ifraz edilerek, 3626 parsel sayısı alan taşınmazın kamulaştırıldığı, 3925 ve 3927 sayılı parsellerin ise adına tescil edildiği, Orman Yönetimi tarafından 23.12.2005 tarihinde kendisi aleyhine dava açılarak 3925 ve 3927 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve adına tescilinin istendiği, Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2007 gün ve 2005/331- 280 sayılı, 3925 sayılı parselin tamamının 3927 sayılı parselin ise 25.06.2007 günlü bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 4686,94 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kararının temyiz edilmeden 19.03.2008 tarihinde kesinleştiği, bu şekilde tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğradığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00.-TL. zararın 19.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak kendisine verilmesini, asliye hukuk mahkemesinin 2005/331 esasına kayıtlı dosyada yapılan 1.814,00.-TL. yargılama giderinin Hazineden tahsilini yine 100,00.-TL avukatlık ücretinin Hazineden tahsilini istemiş, 31.03.2011 tarihli ISLAH dilekçesiyle keşifte belirlenen 83.098,00.-TL. zararlarının 19.03.2008 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte Hazineden tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, 83.098,72.-TL. Tazminatın 16.914,87.-TL.'sine dava tarihinden bakiye kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 31.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının mahkemenin 2005/331 esasındaki yargılama giderlerinin tahsili isteminin reddine karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından davalı sıfatının Orman Yönetimine ait olduğu, tazminatın yöntemince hesaplanmadığı savıyla temyiz etmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.
1972 yılında yapılıp, 28.03.1977 ila 27.04.1977 tarihinde ilan edilen genel kadastroda A... nahiyesi 2364 parsel sayılı 18850 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, 19.08.2002 tarihinde 2886 sayılı Yasanın 45. maddesi hükmüne göre, 4.800.000.000,00.-TL. bedelle Mehmet Doğan'a ihale edilmiş, 11.05.2005 tarihinde ifrazen 5700 m2 bölümü 3925 parsel, 7466,59 m2 bölümü ise 3927 parsel sayısı ile Mehmet Doğan adına kayıt edilmiş, 6202,07 m2 bölümü ise 3926 parsel sayısı ile kamulaştırılmakla 11.05.2005 tarihinde D.S.İ. Genel Müdürlüğü adına kayıt edilmiştir.
Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde (743 sayılı TKM m.917) yer alan "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı),
Tapusu iptal edilen parsellerin arsa olmayıp arazi olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık taşınmazların değerinin, dolayısıyla davacı zararının saptanmasında kullanılan yönteme ve hesaplanan tazminat miktarına ilişkindir.
Tapusu iptal edilen taşınmazın değeri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde, ekilecek ürünlerin ve bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacak harcamalar gözönünde tutularak, net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla değerinin bulunması, bedel tesbitinde etkisi olan diğer tüm unsurlar dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek saptanması gerekirken, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında bu yönteme uyulmadan değer biçilmiştir. Bu durumda net gelir esasına göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy