MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek - 4. madde gereğince yapılan kadastro çalışmalarında, ... köyü 102 ada 1 nolu, 1491,64 m2 yüzölçümlü parsel Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak, tutanağının beyanlar hanesine kullanıcısının, ... olduğu yazılmıştır. Davacı ..., tespite konu yapılan parselin malikinin kendisi olduğunu iddia ederek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın dava konusu taşınmazın mülkiyetine yönelik olduğu ve tespit malikinin Hazine olduğundan husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken yanlış hasma açıldığı gerekçe gösterilerek, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tutanağın beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile kendi adına şerh verilmesine ilişkindir
Kural olarak; kadastro davaları, lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesindeki kullanım durumunun düzeltilmesi talebi ile açılan kullanım kadastrosu tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tutanakta kullanıcı olarak belirtilen kişi yanında tespit maliki olan Hazineye de yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde yalnızca beyanlar hanesindeki kullanıcı gerçek kişiyi taraf göstererek dava açmıştır. Davada taraf teşkilinin bulunup bulunmadığı mahkemece resen gözetilmeli ve davanın usulünce Hazineye de yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır
Kabule göre de; kadastro mahkemesinin görevi, dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturmak olduğu halde, mahkemece bu husus gözardı edilerek itiraz konusu taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28/02/2012 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy