MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2007/7616-9847 sayılı bozma kararında; “... mevkiinde bulunan taşınmazın bozmadan öndeki keşifte dinlenen Fenni Bilirkişi Mustafa Taşkıran tarafından verilen 20.06.1989 tarihli bilirkişi raporunda yüzölçümünün 3895 m2 olarak gösterildiği, güneyinde yol ve kuzeyinde mera bulunduğu anlaşılmakta olup, mahkemece bozmadan sonra yapılan ve karara dayanak alınan 3. keşif sonucu Fenni Bilirkişi ... tarafından verilen 16.05.2006 raporda taşınmazın yüzölçümü 10050 m2 olarak gösterilmiş olup her iki kroki birbiri ile çakışmamaktadır. 20.06.1989 tarihli rapora ekli krokide mera olarak gösterilen (C) kısmın davacılar adına tesciline karar verildiği, davacılar tarafından kullanıldığı bildirilen 3895 m2’lik kısmın ise, ekili olmadığı ve davacıların zilyetliğinin bulunmadığı anlaşıldığından Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Şahıslar adına tesciline karar verilen ve (C) ile gösterilen kısmın 20.06.1989 tarihli rapora ekli krokide mera olarak gösterilen alanda kaldığı anlaşılmakta olup, mahkemece öndeki bilirkişiler dışında bu konuda uzman ziraat mühendisleri arasından seçilecek bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, her iki kroki birbiri ile çakıştırılarak 3895 m’lik kısmın şahıslar adına tesciline karar verilen (C) kısmının mı yoksa Hazine adına tesciline karar verilen (A) kısmının mı içinde kaldığı ve bu kısım dışında kalan ve davacılar tarafında halen kullanılan yer olup olmadığı tespit edilmeli ve 3895 m2’lik kısım dışında kalan ve davacılar tarafından halen kullanılan yer olduğu tespit edildiği taktirde bu kısmın dava tarihinden sonra davacılar tarafından sınırda bulunan meradan açıldığı kabul edilmelidir. Ayrıca, 20.06.1989 tarihli rapora ekli krokide gösterilen 3895 m2’lik kısmın arazi üzerinde tam olarak nereye tekabül ettiği belirlendikten sonra yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı ve halen davacılar tarafından kullanılıp kullanılmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yörede arazi kadastrosu geçmesi nedeniyle dosya 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Kadastro Mahkemesince davanın reddine dava konusu 148 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29/03/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.