(3402 S. K. m. 2, 12, 16, 36) (1086 S. K. m. 388) (6831 S. K. m. 1, 7) (743 S. K. m. 641, 912, 931) (4721 S. K. m. 715, 999, 1023) (766 S. K. m. 31, 35) (6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik m. 10, 23, 26) (YHGK. 03.12.2008 T. 2008/7-717 E. 2008/722 K.) (YHGK. 26.02.2003 T. 2003/12-116 E. 2003/111 K.) (YHGK. 25.12.2002 T. 2002/12-1101 E. 2002/1113 K.) (YHGK. 11.06.2003 T. 2003/13-414 E. 2003/410 K.) (YİBK. 08.05.1987 T. 1986/3 E. 1987/4 K.) (YHGK. 23.11.1988 T. 1988/1-825 E. 1988/964 K.) (YHGK. 24.03.1999 T. 1999/1-170 E. 1999/167 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine ve katılan Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, 12.11.2007 tarihli dava dilekçesiyle, Gazipaşa ilçesi Zeytinada köyünde bulunan 2603 parsel sayılı taşınmazın, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olduğu halde, kadastroda Atilla B. bayi adına tesbitinin itirazsız kesinleşmesiyle tapuya kayıt edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki Atilla B. adına olan tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tescilini istemiştir. Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın, 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişik 12. maddesindeki hak düşürücü sürelerin geçtiği gerekçesiyle davaların REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile katılan Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1987 yılında yapılan genel kadastroda F. Ş. adına tapuya kayıt edilen taşınmazın, öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu savıyla tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Zeytinada köyünde genel kadastro 1987 yılında yapılmış, çekişmeli 2603 parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle F. Ş. adına tesbit edilmiş, 30.4.1988 ila 30.5.1988 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda tapuya tescil edilmiştir.
Zeytinada köyünde orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Kanun ile değişik 6831 Sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması dava tarihinden önce ancak, genel kadastrodan sonra 1990 ila 1993 yıllarında yapılmış, sonuçları 6.4.1993-06.10-1993 tarihinde askıya çıkarılarak ilan edilmiştir.
1- H.U.M.K.'nın 388. maddesinde mahkemenin gerekçeli kararın hangi unsurları kapsayacağının düzenlenmiştir. Buna göre, diğer unsurları yanı sıra davanın tüm taraflarının açık kimlikleri ve var ise temsilcileri ve vekilleri ile birlikte kararda yer alması gerekmektedir. Tapu iptal tescil davalarında davalı sıfatının tapu maliki gerçek ve tüzel kişilerin tümüne aittir. Paydaşların aralarında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Dava tapuda pay sahibi olan gerçek kişilerin tümüne karşı açıldığına göre, hepsinin de mahkeme gerekçeli kararında davalı sıfatıyla gösterilmesi zorunludur. Davalılardan bir yada bir kaçının karar başlığında gösterilmemesi yasaya aykırıdır.
2- Mahkemece, çekişmeli parsellerin kadastro tesbitinin askı suretiyle ilanını takiben 3402 Sayılı Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişse de.
Aynı gün temyiz incelemesi yapılan dosyalarda, aynı yerde bulunan taşınmazlara ilişkin olarak mahkemece, kesinleşmiş orman kadastrosu, eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman uzmanı bilirkişi, ziraat uzmanı bilirkişi ve fen bilirkişi raporuyla, çekişmeli parsellerin öncesi itibariyle yüksek eğimli maki ve ormanlık alanların içinde yer aldığı, eğimlerinin % 12'den fazla olması nedeniyle, 6831 Sayılı Kanunun 1/J maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, yakın tarihlerde ormandan açılmak suretiyle muz bahçesi ve tarla haline getirildiği, bitki örtüsü ve toprak yapısı bakımından sınırdaki devlet ormanı ile bütün oluşturacak, bu ormanlar ile aynı yapıdaki devlet ormanı olduğu. Orman Yönetimince geçirilen idari ve teknik orman sınırlarının belirlenmesi çalışmalarında dahi orman sınırları içinde gösterildiği, buna rağmen, 30.5.1988 tarihinde kesinleşen genel kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle gerçek kişi adına yapılan tesbit(ler)inin kesinleştiği. Orman Yönetimi tarafından yörede 1990 ila 1993 yıllarında 3302 Sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 6.9.1993 ila 6.10.1993 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunun iptali istemiyle hasımsız olarak açılan orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne ilişkin Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.7.2008 gün ve 2006/199-135 Sayılı kararıyla iptal edildiği belirlenmiştir.
Her şeyden önce, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin sözü edilen 15.7.2008 tarihli hasımsız dava sonunda verdiği kararı, taraf olmayan davalı gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmasa da, somut olayda davanın tarafları için, orman kadastrosunun yasal olmadığı yönünde delil oluşturmaktadır..
Yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması sebebiyle 6831 Sayılı Kanunun 1/J maddesinin karşıt anlamından hareketle aynı Yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerlerden olup, Bilimsel ve teknik olarak toprak ve orman muhafaza karakteri taşıyacağı kabul edildiği gibi, 15.7.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesi gereğince de, eğimi % 12'yi geçen yerler orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığından aynı Yönetmeliğin 26/i bendi gereğince orman olarak sınırlandırılır.
2.12.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik 6831 Sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasıyla Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir sebeple orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2'nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır. hükmüyle, orman kadastro komisyonlarına, daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir sebeple orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini verilmiştir. Keza, 15.7.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin (a) bendinde de orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h maddesinde de Her hangi bir sebeple orman sınırları dışında kalmış ormanların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Orman Kadastro Komisyonlarına yasa ve yönetmelikle verilen bu yetkiyi ortadan kaldıracak ve kesin hüküm oluşturacak biçimde karar verilemez.
Kadastro tesbit tarihi ve dava tarihi birlikte ele alındığında, dava tarihinde 3402 Sayılı Kanunun 12/3 maddesindeki hak düşürücü sürelerin geçip geçmediği irdelenmelidir. Çekişmeli parsellerin kadastro tesbitlerinin kesinleşmesinden sonra, 3402 Sayılı Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen 30 gün ve 10 yıllık hak düşürücü süreler geçmiş ise de. 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle 3402 Sayılı Kanunun 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen 3. tümcesinde yer alan iddia ve taşınmazın niteliğine... ibaresi Anayasa Mahkemesi'nin 12.5.2011 gün ve 2009/31-77 Sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, Anayasa Mahkemesi'nin aynı gün ve 2009/31-27 Sayılı kararıyla da, ...bu madde ve ibarenin, uygulamasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmi Gazete'de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiş ve 02 Haziran 2011 tarihli ve 27952 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal ve yürütmeyi durdurma kararından sonra, çekişmeli parsellerin tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili, başka deyişle Kamu Malı iddiasıyla açılan davalarda, 3402 Sayılı Kanunun 12/3. maddesinin uygulama olanağı bulunup, bulunmayacağı konusuna gelince:
Yargıtay H.G.K.nun 3.12.2008 gün ve Esas 2008/7-717, Karar 2008/722 Sayılı kararında da değinildiği üzere, yararlanma, tahsis şekli, mahiyet gibi ölçütler çerçevesinde, çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulsa da, en geniş anlamıyla kamu malı kavramı, Devletin veya kamu tüzel kişiliğine sahip idarelerin, kamu hizmetlerini ifa ederken kullandıkları ve yararlandıkları mallardır.
Kamu mallı kavramıyla ilgili en açık ve ayrıntılı yasal düzenleme, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16. maddesinde yer almakta, bu maddede Kamu Mallan başlığı altında, kamunun ortak kullanımına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerler hakkında ayrıntılı düzenlemeler bulunmakta, eş düzenlemelere 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde (madde 641, 912) ve 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasında (madde 715, 999) yer verilmektedir. 3402 Sayılı Kanunun 16/D maddesi de Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanların, kadastro çalışmaları sırasında ne şekilde işleme tabi tutulacaklarını açıklamaktadır.
Kamu malları üzerinde özel mülkiyet kurulamaz., bunlar kamu hizmeti yönünden tahsis edildikleri yetkili idarece kamu malı olmaktan çıkarılmadıkları sürece temlik edilemez, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemezler. Kamu malı niteliği kazanmış bir taşınmaz özel mülkiyete konu olamayacağından tapuya bağlansa bile Mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 931 ve Türk Medeni yasasının 1023. maddeleri bu durumda uygulanmaz. (Y.H.G.K. 30.9.1981 gün. E: 1979/1-167, K: 1981/656, 3.12.2008 gün ve 2008/7-717-722). Bu sonuçlara bağlı olarak, H.G.K.'nun 21.2.1990 gün ve 1989/1-700 Esas, 1990/101 Karar; 18.10.1989 gün 1989/1-419 Esas. 1989/528 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; kamu malı niteliği taşıyan bir taşınmaz her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi bir yolsuz tescil olup, o yerin özde tescile tabi bulunmama (kamu malı olma) niteliğini değiştirmez (Y.H.G.K.'nun 26.2.2003 gün ve 2003/12-116 E., 2003/111 K.; 25.12.2002 gün ve 2002/12-1101 E., 2002/1113 K. sayılı kararları ). Kamu mallarının özel mülkler gibi devir ve temlik edilemezler. Böyle durumlarda, iyiniyet veya tapu siciline güven ilkelerinin uygulama yeri de yoktur (Y.H.G.K. 'nun 11.6.2003 gün ve 2003/13-414 E. ve 2003/410 K. Sayılı Kararı).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 8.5.1987 tarih 1986/3 Esas ve 1987/4 Karar sayılı ilamında yer alan Gerçekten Yargıtay'da yerleşmiş ve kararlılık kazanmış uygulamaya göre 35. maddede yer alan taşınmazların kişi adına tesbit ve tescili halinde bu tescil aleyhine açılacak dava 31. maddedeki süreye tabi değildir. Bu husus içtihadı birleştirmenin konusu dışında kalmakla beraber şu yön belirtilmelidir ki; eşitlik ilkesi aynı durum ve koşullar altında bulunanların aynı uygulamaya tabi tutulmalarını ifade eder. Kamu taşınmazları herhangi bir sebeple zuhulen tescil edilse dahi hukuksal mahiyet ve niteliklerini kaybetmezler; yasa koyucu bu sebeplerle de 35. maddedeki sınırlandırmanın tescil mahiyetinde olmadığını hükme bağlamıştır. Bu yolda açılacak davanın dayanağını özel hukuk hükümleri oluşturmaz. O halde, taşınmazların farklı niteliklerine dayanan farklı içtihatlar sebebiyle eşitlik ilkesinin bozulduğundan söz edilemez... şeklindeki açıklama, somut olayın aydınlanmasına katkıda bulunacaktır. Bu İçtihadı birleştirme kararı, 766 Sayılı Tapulama Kanununun hak düşürücü süre ve kamu malına ilişkin 31 ve 35. maddeleriyle ilgili olup, kamu mallarında hak düşürücü sürenin uygulamayacağı kabul edilmiştir. Benzeri hükümler 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12 ve 16. maddelerinde yer almıştır.
Yargıtay H.G.K.nun 23.11.1988 gün 1988/1-825 E. ve 1988/964 K.; 6.5.1992 gün 1992/1-187 E. ve 1992/295 K.; 24.3.1999 gün ve 1999/1-170 E. 1999167 K.; 22.9.1999 gün ve 1999/1-568 E. 1999/569 K.; 27.2.2002 gün ve 2002/1-19 E. 2002/97 K.; 9.6.2004 gün ve 2004/1-335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 9.12.2006 gün ve 2006/4206 - 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.3.2008 gün ve 2008/1911-3034; 20. Hukuk Dairesinin 3.4.2008 gün ve 2008/1564-5261, 27.6.2008 gün ve 2008/4257-9287, 9.10.2008 gün ve 2008/8409- 12530, 20.1.2009 gün ve 2008/15375-519 Sayılı kararların da değinildiği üzere, gerek 766 Sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 Sayılı Kanunun 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay Kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, Hazinenin ve katılan Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan, 6099 Sayılı Kanun ile getirilen 3402 Sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince davalı aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine de hükmedilemez.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve katılan Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Kanunun 16. maddesiyle getirilen 3402 Sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince, davalı aleyhine temyiz harcına hükmetmeye yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde yatıran davalıya iadesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy