20. Hukuk Dairesi 2011/6974 E., 2011/10122 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı G…
… S…
… vekili 08.02.2010 tarihli dilekçesiyle D…
… köyü 327, 328, 329, 331, 332, 337 ve 338 sayılı parsellerin tapu sicilinde kendi adına kayıtlıyken Orman Yönetimi tarafından açılan davanın kabulü ile parsellerin tapu kayıtlarının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin B... Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2003 gün ve 2000/389-587 sayılı kararının yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali nedeniyle oluşan 10.000,00.- TL zararın kararın kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı yönetimlerden alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının hükmen iptali nedeniyle doğan zararın Medeni Yasanın 1007. maddesine göre tazmini istemine ilişkindir.
1) Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devlet sorumlu olup, davanın davalı sıfatıyla Hazine aleyhine açılması gereklidir. Orman Yönetiminin davalı sıfatı bulunmayıp, aleyhine açılan davanın husumetten reddi doğru olduğundan, davacı gerçek kişinin buna yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2) Davacı gerçek kişinin Hazine aleyhine açılan davanın reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davacıya ait tapu kaydının iptaline dair mahkeme kararının iç hukuk ve mevzuata uygun olduğu, tapu kaydının iptal edilmesinde Hazinenin sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de;
Mülkiyet hakkı Anayasanın 35. Maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. Maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE Davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1.maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde (743 sayılı TKM m.917) yer alan "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E., 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E., 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E., 2010/668 K. sayılı kararı),
Diğer taraftan, davanın niteliğine göre tazminat miktarının belirlenirken öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, arazi niteliğindeki taşınmaza başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar içinde emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumetten reddi yönündeki hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine 19.09.2011 günü oybirliği ile ile karar verildi.