20. Hukuk Dairesi 2011/8145 E., 2011/14619 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler 05.07.2010 tarihli dilekçeleriyle, B... ilçesi Kavaklıdere köyü Kazancıdere mevkii 18 sayılı parseli 18.09.1976 tarihinde satın almış olup, tapuda kendi adlarına kayıtlı olduğu, parselin orman sayılan yerlerden olduğu savıyla Orman Yönetimi tarafından açılan davanın kabulü, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin İ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2011 gün ve 2010/273-161 sayılı kararının kesinleşmesiyle tapu kayıtlarının iptal edilip, 18 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, adlarına olan tapu kaydının iptali nedeniyle uğradıkları zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 567.000,00.- TL'sinin davalıdan alınarak kendilerine verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, zarara neden olan işlemin kadastro çalışmasından kaynaklandığı, kadastro tespit çalışmalarının denetiminde Hazinenin kusurlu olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiği belirtilerek davanın görev nedeniyle REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; Türk Medeni Yasasının 1007 maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddiaya ve savunmaya göre zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmadığı, kadastro sırasında Hazinenin görevini yapmayarak orman alanı içinde gerçek kişiler adına tapu kaydı oluşmasına yol açtığı, zararın Hazinenin eylem ve işleminden doğduğu, bu nedenle davada idari yargı görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Ne varki; mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasayla değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Diğer taraftan, davanın niteliğine göre tazminat miktarının belirlenirken öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, arazi niteliğindeki taşınmaz, başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar için de emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmelidir
Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davcı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 13.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.