(3402 S. K. m. 14, 26, 27)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne Uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/13858-15370 Sayılı bozma kararında özetle; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dosya arasında bulunan tarım uzmanı bilirkişi raporu, taşınmazın halen tarım alanı niteliğinde olmadığı izlenimi uyandırmakta olup, açık ve net ifadeler kullanılmamıştır.
Yerel bilirkişi ve tanık anlatımları soyut olup, zilyetliği kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi, 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde düzenlenen kısıtlamalar, davacıların 20 yıllık müstakil zilyetlikleri bulunmadığı halde satıcılar yönünden araştırılmamıştır. Tüm bunlardan ayrı bir örneği dosyada yer alan tahdit haritasında 8351-8350-8349-8327 ve 8326 orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan orman bilirkişi krokisinde aynı noktaları birleştiren hat arasında benzerlik yoktur. Tahdit haritasıyla kroki çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmemiştir. Tahdit haritasıyla çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (ots) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattıyla irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, davacılar yanında, satıcılar yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleriyle mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
3402 Sayılı Kanunun 5 inci maddesi gereğince Kadastro müdürü çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemesinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastroyla ilgili davalarla, hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanıyla ilgili tüm tapu, vergi harita ve diğer belge örnekleriyle birlikte kadastro teknisyenliğine verir.
Kadastro müdürü, bu listedeki taşınmaz malların tesbiti yapıldıktan sonra, bunlarla ilgili tutanakları bir hafta içinde kadastro mahkemesine gönderir ve durumdan listenin alındığı mahalli mahkemeyi haberdar eder. Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri hakkındaki Yönetmeliğin 5 inci maddesinde bu tür yerler için kadastro tesbit tutanağının ne şekilde düzenleneceği belirlenmiştir. 3402 Sayılı Kanunun 27 nci maddesi gereğince, Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastroyla ilgili henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala dair davalar hakkında, o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur. Kadastro Yasasının 26/C madde hükmüne göre ise, kadastro mahkemesi, Mahalli Hukuk Mahkemelerinden 27 nci madde uyarınca kadastro mahkemesine devredilen dava ve dosyaları da inceleyip karara bağlar. Görev kamu düzenine dair olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir.
O halde; dava devam ederken çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu yapıldığına ve davaya konu taşınmaz için tesbit tutanağı düzenlendiğine göre, dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde Orman Yönetimine iadesine, 22.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy