20. Hukuk Dairesi 2011/9173 E., 2011/12065 K. TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT TAŞINMAZIN DEĞERİNİN EMSAL SATIŞLARA GÖRE HESAPLANMASI
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 1007 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davac Şerif 21.02.2008 tarihli dilekçeyle, 1963 yılında yapılıp kesinleşen tapulamada, Kasım 1952 tarih ve 32 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazın 3034 parsel sayısı ile gerçek kişi adına tespitinin kesinleştiği ve tapuya kayıt edildiği, daha sonra parselin dört parçaya ifraz edildiği, bunlardan 4610 sayılı parseli 15.06.2000 tarihinde tapu siciline güvenerek satın aldığı, bu parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili sitemiyle açılan davanın kabulüne, parselin 531 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin A... Asliye Hukuk mahkemesinin 20.09.2005 gün ve 2005/110-341 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği, hüküm infaz edilerek 531 m2 bölümünün 7916 parsel sayısı ve orman niteliğiyle 25.03.2007 tarihinde tapuya kayıt edildiği, bu şekilde tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğradığı, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00.-TL'nin tapu kaydının iptali tarihinden başlatılacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemenin, davada idari yargının görevli olduğu, görev nedeniyle davanın reddine ilişkin 28.05.2009 gün ve 2008/53-253 sayılı kararı davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.02.2010 gün ve 200/90-776 sayılı kararı ile dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmanın da aynı kapsamda bulunduğu, Devletin kadastro işlemlerinden doğan sorumluluğunun Medeni Yasanın 1007. maddesi kapsamının değerlendirildiği, davada adli yargının görevli olduğuna değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.
Mahkemece tapu iptal tescile ilişkin A... Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kesinleştiği 01.12.2006 tarihinden sonra dava tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Medeni Yasanın 1007. maddesi hükmüne göre açılan tazminat davasında Borçlar Yasasının 125. maddesinde düzenlen 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı, Borçlar Yasasının 60. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı gözetilmemiştir.
Diğer taraftan, mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 no.'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağ ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Borçlar Yasası'nın 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Davanın niteliğine göre tazminat miktarının belirlenirken öncelikli konu, tapusu iptal edilen taşınmazın niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, değerin tespitinde arazi başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar içinde emsal karşılaştırması yapılarak belirlenmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişiye iadesine 25.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy