MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen dosya davacısı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında .... Köyü 218 ada 1 parsel sayılı 1166,19 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla taşınmazın Hazine adına, birleşen dosya davacısı ... ise, takas ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece, 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davacı Hazine ile ...’ın davalarının reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, mahkemece verilen bu hüküm davacılar Hazine ve ...’ın temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.01.2010 tarih 2009/14027 - 2010/436 sayılı bozma kararında özetle; “Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 1958 basım tarihli memleket haritasında ve 1948 çekim tarihli hava fotoğrafında açık alanda gözüktüğü, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, rapor ekindeki memleket haritasında çekişmeli taşınmazın tamamı yeşil renkli ormanlık alanda işaretlenmiştir. Orman bilirkişi raporu kendi içinde çelişik olup mahkemece bu çelişki üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Böylelikle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bundan ayrı, çekişmeli taşınmazın sınırında dere bulunduğu halde, mahkemece, jeolog bilirkişiden rapor alınmamıştır. Diğer taraftan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ile kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar ile
ihyanın tamamlandığı tarihten kadastro tespit tarihine kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazın, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip kesin olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda; mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Ayrıca, çekişmeli taşınmazın davalı ve davacı kişi arasında takas edilip edilmediği, taşınmazın kimin tarafından ne zaman, ne şekilde ve ne kadar süreyle kullanıldığı yönünde yeterince inceleme ve araştırma yapılmadığı belirtilerek, yöntemine uygun olarak orman ve davacı ...; taşınmazı davalı ile takas ettikleri iddiası ile dava açtığına göre davacı ve davalı kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ve ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiği gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra birleşen dosya davacısı ...’ın davasının reddine, davacı Hazinenin davasının ise kabulüne ve dava konusu .... Köyü, 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmü uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy