MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ....Köyü 208 ada 13 parsel sayılı 27547,80 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle zeytinlik niteliği ile ... adına tesbit edilmiş, daha kadastro komisyonunca taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 11. maddesini değiştiren 5226 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca 3. derecede arkeolojik sit alanı içinde kaldığından söz edilerek kadastro tesbitinin iptali ile Hazine adına zeytinlik niteliğiyle tesbitine karar verilmiştir.
Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 208 ada 13 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro komisyon kararının iptal edilerek, taşınmazın davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.01.2009 gün ve 2009/14026 – 2010/437 sayılı bozma kararında özetle, “Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırlama haritası dışında kaldığı, 1958 çekim tarihli hava fotoğrafında kısmen açık alanda gözüktüğü, 1978 yılında yapılmış memleket haritasında açık alanda gözüktüğü, kesinleşmiş orman sınırlama haritası dışında kaldığından orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, rapor ekindeki memleket haritasında çekişmeli taşınmazın bir bölümü 1976 baskı tarihli memleket haritasında kısmen yeşil alanda, 1958 çekim tarihli hava fotoğrafında ise, büyük bölümü koyu renkli alanda işaretlenmiştir. Orman bilirkişi raporu kendi içinde çelişik olduğu gibi yörede yapılan orman kadastrosu kadastro tesbit tarihi itibariyle kesinleşmediğinden uyuşmazlığın tahdit haritasına göre değil eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planının uygulanması suretiyle çözülmesi gereklidir. Mahkemece, bu çelişki ve eksiklikler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Böylelikle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama oluşmuştur. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı belirtildikten sonra, usûlüne uygun orman ve zilyetlik araştırması gerektiği” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu .... Köyü, 208 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptaliyle taşınmazın 26.03.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen
17115,52 m² yüzölçümündeki bölümün orman vasfıyla 208 ada 13 parsel sayısıyla Hazine adına, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 10432,28 m² yüzölçümündeki bölümün ise, tarla niteliğiyle son parsel sayısıyla davacı gerçek kişi adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmü uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, özellikle uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 208 ada 13 parsel sayılı taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen 10432,28 m² yüzölçümündeki bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı kişi yararına bu bölüm yönünden 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; hâkim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK. madde 26/l) ve iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz (HMK.md.24/l). Somut olayda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açan davacı gerçek kişinin 208 ada 13 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 17115,52 m² yüzölçümündeki bölümü yönünden davası reddedildiğine ve Hazine veya Orman Yönetimi tarafından taşınmazın orman olduğu iddiasıyla açılan bir dava da bulunmadığına göre, taşınmazın redde konu krokide (A) ile gösterilen bölümünün kadastro komisyon kararı gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, HMK'nun 24 ve 26. maddelerine aykırı bir şekilde bu bölümün re’sen kararla orman vasfıyla tapuya tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Ancak, belirtilen bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının, “B” bendinin alt “a” bendi hükümden tamamen çıkartılarak, yerine “krokide (A) harfi ile gösterilen 17115,52 m² yüzölçümündeki bölümün 208 ada 13 parsel sayısıyla kadastro komisyon kararı gibi tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.'nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA 25/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy