MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı .... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında,.... Köyü 101 ada 195 parsel sayılı 16534,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla niteliği ile davalı adına tesbit edilmiştir. Davası Hazine taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerektiği iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece 17.07.2008 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (A) ile gösterilen 15000 m2 yüzölçümündeki bölümünün tesbit gibi davalı gerçek kişi adına, (B) ile gösterilen 1534,06 m2 yüzölçümündeki bölümünün çamlık niteliği ilâ davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı Hazine vekili tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2009 gün ve 2009/7695 - 9412 sayılı kararı ile "Aynı gün ve daha önce Dairede temyiz incelemesi yapılan, birbirine bitişik ya da yakın komşu olan ve tümü 1990 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman arazisi olarak sınırlandırılan taşınmaza komşu bulunan, dava konusu parsellerin bir kısmı vergi kayıtlarına, bir kısmı hem vergi kaydı hem sınırı yazılı olmayan vergi beyannamesine, bir kısmı da belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı kişiler adına tesbit edildiği, Hazine tarafından bu parsellerin tümü hakkında aynı iddia ile dava açıldığı, bir kısım parsellere uygulanan 1936 tarihli vergi kayıtlarının orman tahdit yönünü orman, çalılık, taşlık gibi değişebilir sınırlar okuduğu, mahkemece vergi kayıtlarının yüzölçümüne değer verilerek kayıt fazlasının ormandan açıldığı gerekçesiyle Hazine adına, kayıt miktarının da davalı kişiler adına tesciline karar verildiği, 1936 tarihli vergi kayıtları ile sınırları yazılı olmayan ancak yüzölçümü belirtilen 1977, 1981 yıllarına ait emlak beyanname kayıtları uygulanan parsellere ait dava dosyalarında daha fazla yüzölçümlü emlak beyan kayıtlarına değer verilerek hüküm kurulduğu, tüm dosyalarda birbirine yakın olan parsellerde ormancı bilirkişiler tarafından düzenlenen ve kesinleşen orman kadastro haritaları ile kadastro paftalarının irtibatlı olmadığı, dava konusu taşınmazlar ormana bitişik olduğu halde eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile hava fotoğrafları uygulanıp bu belgelerde dava konusu parselin konumunun ve niteliğinin gösterilmediği, zilyetlik konusunda beyanda bulunan bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun bu resmi belgelerle denetlenmediği, kayıt miktar fazlası bulunan parsellerin bazılarında kayıt miktar fazlasının tarla niteliği ile bazılarında eylemli durum gözönünde bulundurulup meşelik ya da ham toprak niteliği ile tescil edildiği, Hazine davasının kısmen kabul edildiği dosyalarda kişilerin hiç bir dosyada bir temyizinin bulunmadığı, Hazine davasının tamamen ya da kısmen red edilen dosyaların tümümün Hazine tarafından temyiz edildiği, bu nedenlerle Hazine davasının kısmen kabulüne karar verilen ve davalı kişilerce temyiz edilmeyen bölümler yönünden Hazine yararına usûlü kazanılmış hak oluştuğu, ne var ki Hazine davasının kısmen ya da tamamen reddine karar verilen dosyalarda yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun
olan bir ziraat mühendisi ve bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; taşınmazın eylemli durumu ve aşağıda yazılı eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile hava fotoğraflarına göre 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesi gereğince "... herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılan orman" olup olmadığı belirlenmeli, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası ve dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın eski tarihli belgelerdeki bitki örtüsünün gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
1) 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince orman sayılan yerlerden veya 3402 sayılı Kanunun 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tâbi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi,
2) En eski ve sonraki tarihlere ait memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması (taşınmazın orman niteliğini koruduğu sırasıdaki zilyetliğe değer verilemez)
3) Kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
4) Taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K.nun 10.12.1997 gün 1997/20 - 830, 1034 ve 17.12.1997 gün 1997/20 - 808, 1039 ve 22.10.2003 gün 2003/20 - 665, 614 ve 11.10.2004 gün 2004/7 - 531, 582 sayılı kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.), hallerinde, özel ve tüzel kişiler adlarına özel mülk niteliğiyle tapuya tescil edilemeyeceğinden başka bir araştırmaya gerek olmadan Hazinenin davasının kabulüne karar verilmelidir.
5) 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında yazılı,
a) 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş orman,
b) 3116 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
c) 6831 sayılı Kanunun 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
d) Aynı Kanunun 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
e) Aynı Kanunun 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da diğer suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
g) Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman,
h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
j) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan Hazine davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir (H.G.K…’nun 15/03/2006 gün 2006/8 - 106, 68 sayılı kararı).
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, emlak beyannamesi ve vergi kaydı uygulanan parsellerde sınırı yazılı olmayan 1977, 1981 tarihli emlak vergi beyannamelerinde yazılı miktara değil zilyetlikle birleşen 1936 tarihli vergi kayıtlarına yüzölçümüne değer verilerek bu kayıtlara 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince kapsam tayin edilmesi gerektiği düşünülmeli, önceki keşifte dinlenen orman ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlardaki bulgular da değerlendirilerek ve Hazine yararına oluşan usûlî kazanılmış hak ilkesi de gözönünde bulundurularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra 19.07.2010 günlü kararla davanın kabulüne, 101 ada 195 parselin tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiş, hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21/03/2011 tarih ve 2010/16107 - 2011/2970 sayılı kararı ile "Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, davanın kabulüne dendiği halde, sonuç olarak, çekişmeli taşınmazın tesbit gibi davalı adına tesciline şeklinde karar oluşturulmuştur. Davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi halinde, taşınmazın tesbit gibi davalı adına tesciline karar verilemez. Bu durumda, hüküm kendi içinde çelişkili hale gelmiş olduğundan, infaza da elverişli değildir. Hüküm fıkrasının neleri içereceği H.U.M.K.'nun 381, 388 ve 389. maddelerinde belirlenmiştir. Değinilen Kanun hükümleri gözetilmeden kuralan hükmün usûl ve kanuna aykırı olduğu" gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu taşınmazın (B) ve (D) ile gösterilen bölümlerinin orman sayılan yerlerden, (C) ile gösterilen bölümünün de orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 195 nolu parselin davalı adına yapılan tesbitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Sadettin Balseven tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.05.2012 gün 2012/6163 - 8163 sayılı kararı ile:
"1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) ve (D) ile gösterilen bölümlerinin orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından davalı ... (B) ve (D) ile gösterilen bölümlere yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile bu bölümlere ilişkin hükmün onanmasına,
2) Davalının taşınmazın (C) ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden ise; mahkemece, taşınmazın bu bölümü, memleket haritasındaki komşu parsellerle birlikte değerlendirildiğinde, orman içi açıklığı niteliğinde olduğu gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü, dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; taşınmazın bu bölümünün orman bilirkişi raporuna göre orman tahdidi dışında ve açık renkli
alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, güney sınırında Süleyman Yağız adına tesbiti kesinleşen 198 sayılı parselin bulunduğu ve davalının tutunduğu dedesi adına kayıtlı Nisan 1932 tarih ve 94 sıra numaralı tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamında kaldığı belirlenmiş olup; bu durumda, 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde öngörülen orman içi açıklığı konumunda değildir. Hal böyle olunca; bu bölüm yönünden Hazinenin davasının reddine, tesbit gibi tarla niteliği ile davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün taşınmazın (C) bölümüne yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, 101 ada 195 parsel nolu taşınmazın fen bilirkişisinin 09/07/2010 tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen 1534.06 m2'lik kısmının, (D) harfi ile gösterilen 13298.39 m2'lik kısmının bu parselden ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ayrı parsel numaraları altında orman vasfıyla Hazine adına tesbit ve tescillerine, (C) harfi ile gösterilen 1701.61 m2'lik kısmının tarla vasfıyla aynı ada ve parsel altında davalı ... adına tesbit gibi tesciline, karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava , kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1990 yılında yapılan ve 14.12.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasına ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasına, "davalı ... vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık 3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca 300.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayıı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 21/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy