MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman sınırlamasına itiraz, tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 19.10.2011 gün ve 2011/7806 - 11807 sayılı ilamıyla bozma kararı verilmiş, süresi içinde davacı ... tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1989 yılında yapılan arazi ve orman kadastrosu sırasında, ... köyü 106 ada 141 parsel sayılı 4.215.180 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı ... bu taşınmaz içinde 5000 m2 yüzölçümünde zilyetliğinde bulunan tarlasının kaldığı bu kısmın tapu kaydının iptali ile tarla niteliği ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen KABULÜNE, dava konusu taşınmazın krokide 3045 m2 olarak gösterilen bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince “dava konusu taşımazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre 1989 yılında yapılıp kesinleştiği, dava tarihinde 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde yazılı 6 aylık ve 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürelerin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuştur. Bu kez davacı ... kararın düzeltilmesini istemiştir.
Dava orman sınırlamasına itiraz, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
İddia, savunma ve tüm dosya içeriğine göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede, orman kadastrosunun 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre, arazi kadastrosu ile birlikte yapıldığı ve 21.09.1989 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Zaman bakımından kadastro mahkemesinin görev ve yetkisini düzenleyen 3402 sayılı Yasanın 26. maddesine göre mahkemenin yetki ve görevi, taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Kadastro mahkemesinin davayı görebilmesi için dava konusu taşınmaz hakkında tespit tutanağı düzenlenmesi ve 30 günlük askı ilan süresi içinde davanın açılmış olması gerekir. Ayrıca kadastro mahkemesinin tapu siciline intikal etmiş haklar üzerinde değişiklik yapmak, tapu iptali kararı vermek görev ve yetkisi yoktur.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Kaldı ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2007 gün ve 2007/20-909 Esas, 2007/891 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
O halde, bütün bu maddi ve hukuki olgulara göre, dava konusu taşınmaz hakkında 30 günlük askı ilan süresi içinde dava açılmadığından, işin esasına girilmeksizin görevsizlik kararı verilerek, davanın genel mahkemelere gönderilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, daire bozma gerekçesi de yanılgıya dayalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 19.10.2011 gün ve 2011/7806-11807 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 18.02.2011 gün ve 2009/4-2011/8 sayılı Yerel Mahkeme kararının yukarıdaki değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 05.03.2012 günü oybirliği ile karar verildi.