(2709 S. K. m. 36) (6100 S. K. m. 27, 55, 114) (1086 S. K. m. 41) (3402 S. K. m. 27) (6831 S. K. m. 2) (YHGK. 23.11.2011 T. 2011/11-554 E. 2011/684 K.)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar A. O., H. R., N. E., E. O., Ş. N. Ş., G. Ş., A. Ş., F. T. ve N. M. Ş. (ölü) mirasçısı S. Ş. vekilleri Av. Gamze Karakuş tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.05.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Hazine vekili Av. Sema Selçuk, Orman Yönetimi vekili Av. Ömer Sinan B., A. O. ve ark. vekili Av. Selçuk Uğur Özdemir ile karşı taraftan H. U. vek. Av. Necmettin Yankol geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Hisarönü köyü, Değirmen yanı mevkii 230 ada 11 ve 12 parsel sayılı sırasıyla 690,14 m2 ve 946,62 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğiyle öncesinde dava dışı 230 ada 9, 10, 14, 15, 16 ve 17 sayılı parsellerle bir bütün olarak atalarından intikal ile H. Ş. zilyetliğindeyken ölümüyle mirasçılarına kaldığı, taksim ile H. U. ve F. İ.'ye kaldığı, halen onların zilyetliğinde olduğundan söz edilerek onlar adına tesbit edilmiştir.
Davacılar H. U. ve F. İ., davalılar S. Ş., O. Ş., Hisarönü köyü tüzel kişiliği, Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 30.03.1989 tarihinde, mevkiini ve sınırlarını bildirdiği üç parça taşınmazın ortak murisleri H. Ş.'den kaldığını, taksim ile kendilerine düştüğünü, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Ş. E. çocukları M. Ş., M. K. Ö., M. C. O., N. Ş. mirasçıları ve mirasçılarından H. Ş., Ö. O., M. F. Ş. Mirasçıları terekesi mümessili Ş. Ü. tarafından davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği ve H. U. ve F. İnce taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açılan davalar birleştirilip, A. Ş.'nin davasının açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra, 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece; davacı U. A.'nın davasını KABULÜNE, diğer davaların REDDİNE, çekişmeli Hisarönü köyü, 230 ada 11 ve 12 sayılı parsellerin 1/ 2şer pay ile H. U. ve F. İ. adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi, A. O. ve arkadaşları vekili Avukat Gamze Karakuş ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat Selçuk Uğur Özdemir tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayılı veraset ilamından, davacılardan N. M. Ş.'nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece, N. M. Ş.'nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, N. M. Ş.'nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında, hakimin, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceği öngörülmüştür. Buna göre, mahkemece; davacı N. M. Ş.'nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde, iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan; H.M.K.'nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince, tarafların, dava açma ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı H.Y.U.Y.'nın 41. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle, hakim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili, dava şartı olup; davanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re'sen gözetilmesi gereklidir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde yer bulan Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını; mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hakime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukuki dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede, gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde, gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukuki korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan N. M. Ş.'nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine, Orman Yönetimi, Karayolları Genel Müdürlüğü, A. O. ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtay'da yapılan duruşma nedeniyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 22.05.2012 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy