(AİHS. m. 6) (2709 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 41, 73) (6100 S. K. m. 27, 55, 114) (3402 S. K. m. 27) (6831 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30/0672011 tarihli hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar A. O., H. R., N. E., E. O., Ş. N. Ş., G. Ş., A. Ş., F. T. ve N. M. Ş. mirasçısı S. Ş. vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.5.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Orman Yönetimi vekili, Hazine vekili , A. O. ve ark. vekili geldiler, diğer taraftan gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Hisarönü köyü, Değirmen yanı mevkii 324 ada 2 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 254.64 m2 ve 836,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğiyle, öncesinde dava dışı 324 ada 1, 4 ila 9 Sayılı parseller ile bir bütün halinde H. oğlu H. Ş.'nin zilyetliğindeyken 1983 yılında ölümü ve mirasçılarının taksimiyle H. U.'ya ve F. İ.'ye düştüğü, yine ifraz ve taksim ile 2 ve 3 Sayılı parsellerin bu yerin F. İ.'ye kaldığı. 2 Sayılı parselin R. B.'ye satıldığı ve halen onun zilyetliğinde olduğu, 2 Sayılı parselin asliye hukuk mahkemesinin 2002/581 esasında davaya konu edildiğinden söz edilerek 324 ada 3 Sayılı parsel F. İ. adına tesbit edilmiş. 324 adına 2 Sayılı parsel ise malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/581 esasına kayıtlı dosyada, R. B. tarafından, davalı sıfatıyla Hazine, Orman Yönetimi, Hisarönü köyü tüzel kişiliği ve Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine. F. İ.'den satın aldığını söylediği 2,5 dekar yüzölçümündeki taşınmaz için açılan: Ş. E. mirasçıları F. T. ve paydaşları tarafından, davalı Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzel kişiliğiyle R. B. taraf gösterilerek, davaya konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63.64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle katıldıkları tescil davaları, görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Davacılar H. U. ve F. İ., davalılar S. Ş., O. Ş., Hisarönü köyü tüzel kişiliği. Hazine, Orman Yönetimi ve Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 30.3.1989 tarihinde, mevkiini ve sınırlarını bildirdiği üç parça taşınmazın ortak murisleri H. Ş.'den kaldığını, taksimle kendilerine düştüğünü, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Ş. E. çocukları M. Ş., M. K. Ö., M. C. O., N. Ş. mirasçıları ve mirasçılarından H. Ş., Ö. O., M. F. Ş. mirasçıları terekesi mümessili Ş. Ü. tarafından, davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği ve H. U. ve F. İ. taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63,64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açılan davalar birleştirilip. A. Ş.'nin davasının açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra, 3402 Sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Sözü edilen bu dava sebebiyle 324 ada 2 Sayılı parselin malik hanesinin de açık bırakıldığı kabul edilmelidir.
Mahkemece R. B.'nin davasının kabulüne, diğer davacıların tüm ve F. İ.'nin ise 324 ada 2 Sayılı parsele dair davasının davalarının reddine, çekişmeli 324 ada 2 Sayılı parselin tesbitteki niteliğiyle R. B. 324 ada 3 Sayılı parselin ise tesbit gibi F. İ. adına tesciline karar verilmiş, hüküm müteriz davacılar A. O. ve arkadaşları vekili. Karayolları Genel Müdürlüğü. Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 8.7.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı yasalarla değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan. Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 Sayılı veraset ilamından. Davacılardan N. M. Ş.'nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece, N. M. Ş.'nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay H.G.K.nun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 Sayılı kararında da değinildiği gibi. N. M. Ş.'nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 73. maddesinde Kanunun gösterdiği istisnalar dışında, hakimin, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasaya uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceği öngörülmüştür. Buna göre, mahkemece; davacı N. M. Ş.'nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde, iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır.
Öte yandan; H.M.K.'nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince, tarafların, dava açma ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 41. maddesi ve 6100 Sayılı H M K 'nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle, hakim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili, dava şartı olup; davanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re'sen gözetilmesi gereklidir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesinde yer bulan Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılamayla ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını; mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hakime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukuki dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede, gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde, gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukuki korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan N. M. Ş.'nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle müteriz davacılar A. O. ve arkadaşları vekili, Karayolları Genel Müdürlüğü, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtayda yapılan duruşma sebebiyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 22.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy