MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1964 yılında yapılan kadastro sırasında, ... Köyü 529 parsel (yenileme ile 109 ada 5 parsel) 14820 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar miras bırakanları adına belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı ... Yönetimi, taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1982 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 02/02/1993 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; uzman bilirkişi tarafından 1982 yılında kesinleşen aplikasyon haritası uygulanmak suretiyle taşınmazın tamamının orman sınırı içinde kaldığı açıklanmışsa da; 529 parselin çap örneği ve orman kadastro haritası birarada incelendiğinde, taşınmazın kuzey batı ucunun orman kadastro sınırı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca; orman kadastro tutanaklarından yörede 3116 sayılı Kanuna göre yapılan bir çalışmanın olduğu anlaşıldığı halde, bu çalışmaya ait harita ve tutanaklar da uzman bilirkişiye incelettirilmeden karar verilmiştir.
O halde; mahkemece yörede 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastro çalışmasıyla ilgili harita ve tutanaklar getirtildikten sonra bir Harita-Kadastro mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, hem 3116 haritası, hem de 1982 ve 1993 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmalarına ait haritalar ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek, sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıkta en az 10 ya da 12 orman sınır noktası gösterilecek biçimde, çekişmeli taşınmazın her üç tahdit hattına göre konumu ayrı ayrı belirlenmeli, aplikasyonun ilk orman kadastrosuna aykırı olamayacağı, ilk orman kadastro sınırlarının aplikasyon yolu ile daraltılamayacağı düşünülmeli, orman kadastro sınırının taşınmazın kuzeyindeki yolu takip edip etmediği, tutanak ve harita çelişiyorsa, tutanaklarda yazan ve hava fotoğrafları ve memleket haritalarıyla desteklenen
sınırlara itibar edileceği düşünülmeli, taşınmazın tahdit içinde kalan bölümleri yönünden yalnızca tapu kaydının iptaline ve orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmeli; davanın açıldığı tarihte taşınmaz halen davalılar adına tapuda kayıtlı olduğuna ve Türk Medenî Kanunun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip bulunduğuna göre, taşınmazda haksız bir tasarruf ve elatmadan söz edilemeyeceği ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilemeyeceği gözönünde bulundurularak elatmanın önlenmesine ilişkin talep reddedilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 29.04.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy