MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar ..., ..., ... ve ... 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek-4 madde gereğince yapılan kadastro sırasında, Kaş İlçesi, ... Beldesi, ... Mevkii P.VI numaralı 2/B parseli içerisinde Güneyi: 1002 nolu parsel ve orman, Batısı; 102 ada 99 nolu parsel, Kuzeyi; 102 ada 98 ve 102 ada 222 nolu parsel, Doğusu; deniz ve 102 ada 155 nolu parsel ile çevrili olan dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosuna tâbi tutulmayarak, tutanak düzenlenmediğini ve kullanıcı olarak adının beyanlar hanesine yazılmadığını iddia ederek, taşınmazın kullanım kadastrosuna tâbi tutularak, kullanıcı olarak davacılar adlarına beyanlar hanesine yazılmasını talep etmişlerdir. Mahkemece, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulaması sonucu PVI nolu 2/B parselinin oluşturulduğu, ancak, dava konusu bu parselin 5831 sayılı Kanun kapsamındaki kadastro çalışmalarına dahil edilmediği ve Hazine adına 2/B niteliği tesbiti yapılmayan yani kullanım kadastrosuna konu olmayan ve hakkında kullanım kadastro tutanağı düzenlenmeyen bir yer hakkında şerhe yönelik dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4/1. maddesi gereğince "6831 sayılı Orman Kanunun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23/09/1983 tarih ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiilî kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilânı hariç, diğer ilânlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil..." edilir.
Kadastro mahkemesinin genel olarak görevi; 3402 sayılı Kanunun 25. maddesinde, zaman bakımından görev ve yetkisi ise aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlenmiştir. 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. madde hükmüne göre yapılan kadastro işlemine itiraz davasında kadastro mahkemesi görevli olup, davacıya ait taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan
yerlerden olduğu halde, 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesine göre bu yer için tutanak düzenlenmediği iddiasıyla açılan davada kadastro mahkemesinin görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa dahi re'sen gözönünde bulundurulması gerektiğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmiş olması yerinde olmadığından, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddedilmesi usûl ve kanuna aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 07/11/2013 günü oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy