(3402 S. K. m. 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Bürücek Köyü 487 ada 10 parsel sayılı 133 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliğiyle Şubat 1991 tarih 2 numaralı tapu kaydı revizyon görerek davalılar adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın yayla niteliğinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ve tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın yayla iddiasıyla açıldığı, yapılan keşif sonucu taşınmazın orman olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, orman kadastrosu 3116 Sayılı Yasaya göre 1951 yılında yapılıp kesinleşmiş, arazi kadastrosu ise 3.7.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava konusu 487 ada 10 parsele ve mahkemenin 2005/266 Esas sayılı dosyasında davalı olan ve aynı gün dairede temyiz incelemesi yapılan 487 ada 7 parsele Mayıs 1942 tarih 5 numaralı sicilden gelen Şubat 1991 tarih 2 numaralı ve 2400 m2 yüzölçümlü tapu kaydı revizyon görmüştür. Dayanak tapu kaydı gereğince yerine uygulanıp, miktarıyla geçerli kapsamı tayin edilmediği için taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadıkları anlaşılamamaktadır. 3402 Sayılı Kanunun 20. maddesinin (C) bendinde ... tapu kayıtlarıyla diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde; harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur... hükümlerini taşımaktadır.
Mahkemece, bir orman ve bir fen bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, dayanak tapu kaydının 3402 Sayılı Kanunun 20/C ve 21. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek ve sabit sınırdan başlanarak kapsamı belirlenmeli; davaya konu taşınmazın tapu kaydının miktarıyla geçerli kapsamı içinde kalıp kalmadığı tespit edilmeli, taşınmazın eylemli durumu ve tahdit hattına göre konumu saptanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.09.2013 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy