MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15/02/2013 gün ve 2012/25 - 2025 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
2010 yılında 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen ek 4 madde uyarınca 2/B madde alanlarında yapılan kadastro sırasında, ... Köyü 217 ada 1 ve 216 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 1472 ve 660 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla belgesizden Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı ve 1 sayılı parselin ... ... oğulları ... ve ..., 3 sayılı parselin ... Köy tüzel kişiliği kullanımında olduğu açıklaması yazılarak tarla niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, 217 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğu, 216 ada 3 parselin ise kardeşi ... ... oğlu ... zilyetliğinde olduğu iddiasıyla, beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, 216 ada 3 parselin sehven dava edildiği belirlenerek bu parsele yönelik davanın reddine, 217 ada 1 parselin ise, zilyedinin ... mirasçıları olduğunun tesbit ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesnin 15/02/2012 gün ve 2012/25 E. - 2025 K. sayılı kararı ile " taşınmazlar hakkında doğru sicil oluşturulması ve vekâlet ücreti yönünden" düzelterek onanmıştır. Bu kez; davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek 4 madde uyarınca 2/B madde alanlarında yapılan kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına ve toplanan delillere göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir. Şöyle ki; mahkemenin 02.06.2012 günlü gerekçeli kararından sonra davalılar ... ve ..., dosyaya sundukları 14.10.2011 ve 28.10.2011 günlü dilekçeleri ile muris babaları ...’dan miras kalan yerleri 1979 yılında mirasçılar olarak aralarında taksim ettiklerini, dava konusu 217 ada 1 parselin de taksim sonucu kardeşleri davacı ...’ye düştüğünü açıklayarak açılan davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir. H.U.M.K.'nun 92 ve devam maddelerine göre ( H.M.K.'nun 308. ve devam maddeleri) kabul; iki taraftan birinin diğerinin talep sonucuna muvafakat etmesidir ve hükmün kesinleşmesine kadar dava kabul edilebilir. Ayrıca, kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğurur. Bu nedenle, mahkemece; kabul gereği davanın sonuçlandırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup, Dairece hükmün düzeltilerek onanması maddî yanılgı niteliğindedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 15.02.2012 gün ve 2012/25 - 2025 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, 02/06/2011 gün ve 2010/137 E. - 2011/63 K. sayılı yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, alınan karar düzeltme ve temyiz harcının istek halinde iadesine 21.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy