Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı - birleşen dosya davalıları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, .... Köyü 1-3 pafta 177 parsel sayılı taşınmazın yörede 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidinde orman olarak sınırlandırılmışsa da 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre makiye ayrılması nedeniyle 1968 yılında toprak tevzi komisyonunca dağıtımı yapılarak 4753 sayılı Kanun uyarınca tarla niteliği ile tapu oluşturulduğunu, 1988 yılında yapılan orman kadastrosunda ise orman sınırları içinde bırakılıp bu konuda tapu kaydı üzerine şerh konduğunu ileri sürerek, orman kadastro işleminin iptali ile orman sınırları dışına çıkarılmasını ve tapu kaydına konulan şerhin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu 1-3 pafta 177 parsel sayılı taşınmaza ilişkin orman tahdidinin iptali ile taşınmazın tapu kaydı üzerindeki "bu parselin ormanla ilişkisi vardır" şerhinin kaldırılmasına ilişkin 25.06.2002 günlü kararın davacı Orman Yönetimi vekili tarafından temyizi üzerine, Dairenin 23.09.2003 gün ve 2003/7584-5869 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Uzman ormancı bilirkişi raporunda eğimin % 10-20 olarak değiştiğinin açıklanmasına göre, taşınmazın gerçek ve kesin eğiminin tesbit ettirilmesi, eğimi % 12'yi aşan yerlerin muhafaza makisi niteliğinde olduğu ve bu bölümlere ilişkin tevzi tapusuna değer verilemeyeceği”ne değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, dava konusu 1-3 pafta 177 parsel sayılı taşınmaza ilişkin orman tahdidinin iptali ile taşınmazın tapu kaydı üzerindeki "bu parselin ormanla ilişkisi vardır." şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, davacı Orman Yönetimi vekili tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, ikinci defa Dairenin 29/06/2006 gün ve 2005/7738-9531 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece Daire bozma kararına uyulmuştur. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir ve bu durum usulî kazanılmış hak olarak tanımlanır.
Diğer taraftan, 6831 sayılı Kanunun l/j maddesinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerler orman sayılır. Bilimsel ve teknik olarak da % 12'den fazla eğimli sahalar, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza makisi, yani orman sayılır. Bu nitelikteki taşınmazların 5653 sayılı Kanunun l/son maddesine göre makiye ayrılmaları kanunî olarak olanaklı olmadığı gibi 4753 sayılı Kanunun 8. maddesinde de ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. 22.03.1996 tarih ve 1993/5-1 sayılı İnançları Birleştirme Kararında özel
kanun hükümlerine göre oluşturulan tapulara değer verileceği belirtilmişse de anılan İnançları Birleştirme Kararının orman niteliğini koruyan makilik alanlara uygulama yeri bulunmamaktadır. 22.03.1996 tarih ve 1993/5-1 sayılı Y.İ.B.B.G.K. kararı 5653 sayılı Kanuna göre kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak makiye ayrılan ve özel kanunlar gereğince oluşturulan tapulu yerlerde uygulanır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.10.1999 gün ve 1999/7693-9956 sayılı kararında muhafaza makilikleri orman rejimine tabi olacağından verilen tevzii tapularının hukukî geçerliliğinin bulunmadığı kabul edildiği gibi yine aynı dairenin 19.09.2001 gün ve 2001/8253-9337 sayılı kararı ile de eğimi % 12'den fazla olan yerler makilik alanlar hakkında 5653 sayılı Kanunun 43. maddesi hükmüne göre Bakanlar Kurulu Kararı olmasa dahi o yerin muhafaza makisi (Devlet Orman) sayılacağı, keza Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2000 gün ve 2000/1663-1664 sayılı, keza yine Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 gün ve 2001/20-214/239 sayılı kararında da % 12'den fazla eğimli taşınmazların muhafaza makisi niteliğinde orman sayılacağı görüşü benimsenmiştir.
Açıklanan nedenlerle, hükmüne uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyulduktan sonra mahkemenin 2006/315 Esasa sayılı dosyasında Orman Yönetimi tarafından çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası birleştirilerek, asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kabulü ile çekişmeli Pirinçci Köyü 177 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve teciline karar verilmiş, hüküm davacı – birleşen dosyada davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1939 yılında yapılmış ve dava konusu taşınmazlar orman tahdit sınırları içinde kalmışlardır. 15.06.1988 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapılmış ve taşınmazlar orman sınırları içerisinde bırakılmıştır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve davacı gerçek kişiler tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 09/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy