MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davacı vekili tafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 29/06/2010 havale tarihli dilekçesi ile ... ilçesi ... köyünde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın 1/2 payının 50 yıldan bu yana nizasız ve fasılasız olarak zilyetliğinde bulunduran dava dışı şahıslardan 1994 yılında haricen davacılara satıldığını, davacıların bu tarihten beri taşınmaz üzerinde hakimiyetlerinin bulunduğunu belirterek taşınmazın tapusunun iptali ile 1/2 payının davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2012/135 Esas sayılı dosyada davacılar 13/07/2012 havale tarihli dilekçe ile ... ilçesi ... köyünde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının 50 yıldan bu yana nizasız ve fasılasız olarak zilyetliğinde bulunduran dava dışı şahıslardan 1994 yılında haricen kendilerine satıldığını ve bu tarihten beri taşınmazda zilyetliklerinin bulunduğunu belirterek taşınmazın tapusunun iptali ile 1/2 payının davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar bir kısım davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi çalışmaları 2002 yılında, orman kadastrosu çalışmaları 1971 yılında yapılarak kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 1968 tarihinde gerçekleştirilen orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırları dışarısında bırakıldığı ancak taşınmazın dört tarafının orman sınırları ile çevrili olduğu ve bu tür yerlerin 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı niteliğinde olduğu, 15.07.2007 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu bulunduğu, HGK'nın 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034, 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039, 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-581 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceğine göre mahkemece davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bir kısım davacılar vekilinin yerinde
görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden bir kısım davacılara yükletilmesine 07/02/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy