MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ... Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar Vildan ve ... vekili, mahkemenin 28/03/1994 gün ve 1988/327-130 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın orman niteliğinde bulunan 556 sayılı parsel içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilerek kesinleştiği, ancak, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın orman tahdidi dışında olduğunun savunulduğu ve orman tahdidi dışında olduğunun 107 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun 19 ve 20. sayfalarında tespit edildiğini, ayrıca, yeni elde edilen hava fotoğraflarında da çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun görüldüğünü belirterek, elde olmayan nedenlerden dolayı ibraz edilemeyen yeni bir belgenin ele geçirilmiş olma durumu söz konusu olması nedeniyle, yargılamanın yenilenmesi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 377/1 son maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 03/12/2014 tarih ve 2014/5928 - 2014/10098 sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 377/1 son maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle talebin reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir. Şöyle ki; 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı öngörülmüş olup, bu maddeye göre somut olayda 1086 sayılı Kanunun 445 ilâ 454 maddelerinin uygulanası gerekmektedir. 1086 sayılı Kanunun 447. maddesinde ise, yargılamanın yenilenmesi talebinin yeni belgenin elde edildiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde istenebileceği düzenlenmiş olup, 10 yıllık hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu nedenle mahkemece yargılamanın iadesi talebinin esasının incelenip bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacılar vekili tarafından esasa yönelik olarak, davalı ... Yönetimi tarafından ise vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve HMK'nın 375. maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirinin somut olayda oluşmadığı belirlenerek ve davalılar hakkında tek vekalet ücreti takdir edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 05/10/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy