Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili 03/10/2012 havale tarihli dilekçesinde, sınırlarını bildirdiği mevkii'nde bulunan yaklaşık sekiz dönüm taşınmazın uzun yıllardan beri davacının zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla, taşınmazın müvekkili adına tescili isteminde bulunmuş, diğer davacılar tarafından aynı istemle açılan davalar eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, davaların kabulü ile,
mevkiinde kain karar eki sayılan ait "koordine özetli alan hesabı başlıklı" rapor ekinde;
(A) harfi ile gösterilen 7.958,00 m²'lik alanın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
(C) harfi ile gösterilen 7.957,89 m²'lik alanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
(D) harfi ile gösterilen 7.959,00 m²'lik alanın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
(B) harfi ile gösterilen 7.959,11 m² ve (E) harfi ile gösterilen 2.294,31 m²'lik alanların davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Yörede orman kadastrosu 1967 yılında seri bazda yapılmış; 1968 yılında kesinleşmiştir. Genel arazi kadastro işlemi ise 1953 yılında yapılmış, 14/09/1954 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiştir. Şöyle ki, 4721 sayılı TMK’nın 713/3. maddesi uyarınca tescil davası, ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. 6100 sayılı HMK'nın 114/d maddesinde taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir. Dava tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince;
1) illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
2) sınırları il mülki sınırlarıdır.
3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
Somut olaya gelince; davalı Kızılyaka köyü tüzel kişiliğinin, 6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince tüzel kişiliği kaldırıldığından mahkemece yargılama sırasında sadece bağlı olduğu ilçe belediyesinin katılımı sağlanarak dava görülmüşse de, aynı Kanunla büyükşehir belediyesi sınırları il mülki sınırları olarak belirlendiğinden Belediyesinin de davada taraf olacağı dikkate alındığında 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince işlem yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 18/09/2017 günü oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy