(765 S. K. m. 59, 125, 131, 146, 162, 313) (3419 S. K. m. 1) (9. CD. 01.05.2000 T. 2000/1017 E. 2000/1225 K.)
Dava: Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan yargılandığı Malatya 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15.4.1999 gün ve 115/25 sayılı ilamı ile TCY.nın 125 ve 59. maddeleri uyarınca müebbed ağır hapis cezasıyla cezalandırılan ve re'sen yapılan temyiz incelemesi sonucunda hakkındaki hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.6.1999 gün ve 1044/2781 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Muharrem Çetintaş'ın 4450 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanma isteğini içeren 31.8.1999 tarihli yazılı başvurusunun reddine ilişkin aynı mahkemece verilen 27.1.2000 gün ve 103/13 sayılı karar, hükümlünün temyizi üzerine dosyayı inceleyen 9. Ceza Dairesince 1.5.2000 gün ve 1017/1225 sayı ile;
Dosyadaki bilgi, belge ve anlatımlara nazaran; Hükümlünün silah kullanarak güvenlik kuvvetleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek ya da yaralamak eylemini bizzat gerçekleştirdiği sabit olmadığı anlaşılmakla, 4450 sayılı Yasada öngörülen diğer koşulların oluşup oluşmadığı tartışılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yasa maddesine yanlış anlam verilerek isabetsiz gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 13.2.2001 gün ve 82/39 sayı ile;
Sanığın 1987 yılından 1997 yılına kadar PKK terör örgütü içinde silahlı örgüt militanı olarak kaldığı, örgüt içinde iken 07.09.1993 tarihinde Pertek-Sümerbank yün deposunu yakma, Elazığ ili Kovancılar ilçesinde Ferro Krom işletmesinde çalışanların yolunun kesilerek 4 kişinin öldürülmesi, Pertek Sağmanlar köyünün basılması, Bingöl ili Karlıova ilçesi Soğukçeşme mevkiinde otobüs yakılması, Pertek ilçesi Yukarı Porik köyü muhtarının öldürülmesi, Hozat ilçesi Hıdırdamlarımevkiide askeri araca pusu kurulması, aynı mevkiide sivil araçlara taciz ateşi, 23.12.1995 tarihinde Çemişgezek ilçesi Emniyet ve Jandarma birimlerine saldırı, 30.09.1996 tarihinde Maden ilçesinde bir kahvehanenin taranması, 4.10.1995 tarihinde Palu ilçesi Haspe köyüne saldırı, Karakoçan ve Kiğı ilçeleri arasında özel hareket timine pusu kurma ve saldırı, 18.06.1996 tarihinde Arıcak ilçesi kırsalında güvenlik güçleri ile çatışma, 23.07.1995 tarihinde Elazığ Beşti Botan-Beyhan mevkiinde güvenlik güçleri ile çatışma olaylarına katıldığı, bu olayların bir çoğunda ölüm ve yaralanmalar meydana geldiği, bu olaylarda sanığın bizzat silah kullandığı,
Yasa koyucunun amacı bu madde hükümlerinden yararlanmama konusunda bizzat adam öldürmek veya yaralamak eylemini gerçekleştirmek değil, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan olaylarda bizzat silah kullanılmasıdır. Yani ölüm ve yaralama ile sonuçlanmış olaylarda bizzat silah kullandığı sabit olanlar pişmanlık yasası hükümlerinden yararlanamazlar, hükümlü M. Ç.'ın da ölüm ve yaralanma ile sonuçlanmış birçok olaya katıldığı ve bu olaylarda silah kullandığı mahkememizin 1998/115 esas, 1999/25 karar sayılı dosyası içindeki delillerle sabittir. Bu nedenlerle hükümlünün pişmanlık yasası hükümlerinden yararlanma talebinin reddine karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2000 tarih ve 2000/9-212 esas, 2000/218 karar sayılı kararı da mahkememiz görüşünü doğrular niteliktedir.gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de, hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığınınonamaistekli 5.4.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, hükümlü M. Ç.'ın 4450 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasındadır.
Sonuç: Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan, M. Ç.'ın TCY.nın 125. maddesiyle cezalandırılması istemiyle 30.9.1998 gün ve 152 sayılı iddianame ile Malatya 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesine açılan kamu davasının yargılaması sonunda; 15.4.1999 gün ve 115/25 sayı ile; 1986 yılında PKK silahlı terör örgütüne katılan M. Ç.'ın örgüt içinde askeri ve siyasi eğitim görerek örgütün silahlı militanı olduğu, 1997 yılı Eylül ayına kadar örgütsel faaliyetlerde bulunduğu, bu tarihte örgütten ayrıldığı, 1.8.1998 tarihinde Malkara'da çobanlık yaparken bir başkası adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandığı, örgütte faaliyet gösterdiği 1986-1997 yılları arasında; 21.3.1990 tarihinde Elazığ Kovancılar Ferro Krom çalışanlarının yollarının kesilerek 9 kişinin öldürülmesi, 21.9.1996 tarihinde Alacakaya Kefsularbaşı mahallesi maden ocağının basılarak 5 güvenlik görevlisinin öldürülmesi, 23.7.1995 tarihinde Elazığ, Beşti Botan-Beyhan mevkiindeki çatışmada 3 askerin öldürülmesi, 19.6.1996 tarihinde Arıcak kırsalındaki çatışmada 2 askerin öldürülmesi ve 3 askerin yaralanması, 30.9.1996 tarihinde Maden ilçesinde bir kahvehanenin taranarak bir kişinin öldürülmesi, kahvehanede oturan polis memurları ve vatandaşların yaralanması, Pertek Yukarı Herik köyü muhtarının öldürülmesi eylemlerine katıldığı ve ateş ettiği, bu suretle T.C. Devletinin topraklarında bağımsız bir kürt devleti kurmak için oluşturulan PKK silahlı terör örgütü adına birçok vahim eyleme katıldığı kabul edilerek TCY.nın 125 ve 59. maddeleri uyarınca müebbed ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.6.1999 gün ve 1044/2781 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Konu ile ilgili yasal düzenlemeleri incelediğimizde;
Siyasi ve ideolojik amaçla suç işlemek için Türk Ceza Yasasının 313 üncü maddesine göre kurulmuş teşekkül veya Türk Ceza Yasasının 125 ve 131 inci maddeleri ile 146 ile 162 maddelerinde yazılı suçları işlemek üzere kurulmuş silahlı çete veya cemiyet mensuplarının öngörülen belli şartları yerine getirmeleri halinde, bunlardan teşekkül, cemiyet veya silahlı çetenin işlediği suçlara iştirak etmemiş olanlara ceza verilmeyeceği, suçlara iştirak etmiş olanların ise ceza indiriminden yararlanacakları 5.6.1985 tarih ve 3216 sayılı Yasada öngörülmüş, bilahare 30.3.1988 tarihinde yürürlüğe giren Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair 3419 sayılı Yasa ile yeni bir düzenleme getirilmiş, bu düzenleme 3618, 3853, 4085 ve 4450 sayılı Yasalar ile sürdürülmüş, nihayet 4537 sayılı Yasa ile de, 3419 sayılı Yasanın 4450 sayılı Yasa ile değiştirilen 1. maddesinin yürürlük süresi uzatılmıştır.
3419 sayılı Yasanın 1 nci maddesi 29 Ağustos 1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4450 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenirken aynı Yasanın geçici madde 1/B son fıkrasıyla da, silahlı teşekkül, çete veya cemiyetteki konumları ile örgütsel eylemlerinin niteliğine göre bu yasadan yararlanamayacakların ayrıca belirlenmesi yoluna gidildiği görülmektedir.
Hükümlü hakkında uygulanma olasılığı tartışılan 4450 sayılı Yasanın geçici madde 1/B son fıkrası Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemek için silahlı teşekkül, çete veya cemiyet teşkil edenler ile böyle bir teşekkül, çete veya cemiyeti yönetenler yahut bu teşekkül, çete veya cemiyette üst seviyede amirlik ve kumandayı haiz olanlar ile bizzat silah kullanarak güvenlik güçleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek veya yaralamaktan suçlu bulunanlar, bu madde hükmünden yararlanamazlarhükmünü taşımaktadır.
Somut olayda hükümlünün, konumu itibariyle mensubu olduğu çeteyi teşkil ettiği, yönettiği, üst seviyede amirlik ve kumandayı haiz olduğu belirlenemediğine göre, 3419 sayılı Yasanın 4450 sayılı Yasa ile değişik 1/B maddesi hükmünden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun, örgütsel eylemlerinin niteliğine göre ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarda değinildiği gibi anılan düzenlemebizzat silah kullanarak güvenlik güçleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürmek ve yaralamaktan suçlu bulunanlarşeklindedir. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki görüş ayrılığının bu düzenlemenin yorumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yerel Mahkeme ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan olayda bizzat silah kullanılmasını yeterli görmekte, Özel Daire ise ölüm veya yaralanmanın bizzat sanığın silahıyla husule gelmiş olmasını aramaktadır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulumuzun 7.11.2000 gün ve 212/218 sayılı, 17.4.2001 gün ve 68/71 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere bu düzenlemenin; Yerel Mahkeme hükmünde de tartışılıp kabul edildiği gibi, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan olayda bizzat silah kullanılmış olmasının yeterli olduğu, ayrıca ölüm veya yaralamanın bizzat kullanılan silahtan husule gelmesine mahal bulunmadığı şeklinde yorumlanması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan kesinleşmiş mahkeme ilamıyla da sabit olduğu üzere hükümlü Muharrem Çetintaş'ın üyesi bulunduğu silahlı çetenin gerçekleştirdiği silahlı eylemlere bizzat silah kullanarak ve ateş ederek katıldığı, bunlardan 30.9.1996 tarihinde Maden ilçesinde bir kahvehanenin taranması, 19.6.1996 tarihinde Arıcak kırsalında, 23.7.1995 tarihinde Elazığ Beşti Botan-Beyhan mevkilerindeki çatışmalarda, 21.9.1996 tarihinde Alacakaya Kefsularbaşı mahallesi maden ocağının basılması olaylarında çok sayıda güvenlik görevlisi, kamu görevlisi ve vatandaşın öldüğü ve yaralandığı, ikrar, olay tutanakları, otopsi tutanakları ve diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır. O halde bizzat silah kullanarak birden fazla kişinin öldürülmesi ve yaralanmasında suçlu bulunduğu saptanan M. Ç.'ın 4450 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi hükümlerinden yararlanmasına yasal açıdan olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE 1.5.2001 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy