(2004 S. K. m. 72, 82, 89) (12 HD 28.11.2000 T. 2000/17865 E. 2000/18548 K.)
Dava: Davacı Ziraat Bankası Ortaköy Şubesi vekili Avukat Tufan Uzunçarşı tarafından, davalılar Hasgül Çakan vd. aleyhine 19.4.2001 gününde verilen dilekçe ile borçlu olmadığının tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27.12.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, İİK. nun 89/3. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti) istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, davalılar Hasgül Çakan vd.nin dava dışı Ortaköy Belediye Başkanlığı'ndan olan alacakları nedeniyle adı geçen borçlu Belediye Başkanlığı aleyhine giriştikleri icra takibinde, kendisine İİK. nun 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesi gereğince borçlunun kendilerinde ödenebilir nitelikte bir alacağı bulunmadığını belirterek borcu bulunmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece istem reddedilmiştir. Dosyada bulunan kanıtlara göre borçlu Belediye Başkanlığı'nın davacı Ziraat Bankası nezdindeki hesabının kamu yararına tahsisli olduğu, bu nitelikteki paraların mudinin (borçlu Belediye Başkanlığı'nın) vekili olan bankanın onun talimatı dışında hareket edemeyeceği, buradan hareketle davacı alacaklının borçlu hakkında yaptığı icra takibinde alacaklıya ödenebilecek nitelikte haczi kabil bir para olmadığı görülecektir. Dolayısıyla aynı itirazı borçlu ileri sürebileceği gibi vekil olarak onun yerine geçen banka da ileri sürebilir. Banka hesabında bulunan para serbestçe ödenebilecek, borçlunun hesap üzerine koyduğu kamu yararına tahsis kararı dışında kullanılabilecek bir para değildir. Yerel mahkemece kararın gerekçesinde belirtilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2000 gün, 2000/17865-18548 esas ve karar sayılı ilamında, davacı Ziraat Bankası'nın kendisine gönderilen 1. haciz ihbarnamesine verdiği yanıtın İİK. nun 89/1. maddesi anlamında itiraz olmadığı bu nedenle 2. haciz ihbarnamesi gönderilmesi gerektiğine ilişkin görüş eldeki bu davanın reddini gerektirecek bir içeriğe sahip değildir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.04.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, İİK. nun 89/III. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılar dava dışı Ortaköy Belediyesinden olan alacaklarının tahsili için icra takibi yapmışlar ve borçlunun davacı bankada mevcut hak ve alacaklarının borca yeter miktarı üzerine haciz konulması için İİK. nun 89/1. maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesini istemişler, birinci haciz ihbarnamesi davacıya 10.8.2000 tarihinde tebliğ olunmuştur. Davacı icra dairesine verdiği 14.8.2000 tarihli cevapta borçlunun bankada cari hesabı bulunduğunu kabul etmiş, ancak bu hesabın kamu yararına tahsisli olması nedeniyle haciz konulmadığını bildirmiştir. Alacaklının ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi istemi icra memurunca reddedilince bu işleme karşı İcra Tetkik Merciinde şikayet yoluna gidilmiş, şikayetin reddine ilişkin karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2000 gün ve 2000/17865-18548 sayılı ilamı ile bozulmuş; İTM. tarafından bozmaya uyularak şikayetin kabulüne karar verilmiş ve bu karar üzerine davacıya ikinci haciz ihbarnamesi çıkarılmış ve yedi günlük süre içinde eldeki menfi tespit davası açılmıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan bozma kararında belirtildiği üzere borçlunun bankada cari hesabının mevcut olduğu kabul edildiğine göre, haczedilmezlik şikayeti (hesabın kamu yararına tahsis edildiği iddiası) ancak takip borçlusu tarafından ileri sürülebilir. 3. kişi konumunda olan davacı bankanın böyle bir itirazda bulunması mümkün değildir.
Şu durumda dosyadaki hesap ekstreleri ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinden sonra takip borçlusu adına hesapta mevcut paranın miktarı hesap ettirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemiz sayın çoğunluğunun davanın kabulü gerektiği yolundaki görüşlerine katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy