(743 S.K. m. 671)
Taraflar arasındaki "geçit hakkı tesisi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.11.2000 gün ve 2000/226 E. 2000/1039 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 12.4.2001 gün ve 2001/1939 E. 2550 K. sayılı ilamı ile; (...1.Dosya kapsamına, toplanan delillere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir. Davacı 445 sayılı parselin maliki, genel yola çıkmak için davalı adına kayıtlı 449 parsel aleyhine geçit istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü temyize getirmiştir. Celbedilen tapu kayıtlarına göre taraf taşınmazları "tarla" vasfı ile kayıtlıdır.
Davacı parseli lehine kurulacak 2,5-3 metrelik bir geçidin ihtiyacı karşılamaya yeteceği genelde kabul edildiği halde sebebi açıklanmadan 6 metre genişlikte geçide hükmedilmesi doğru görülmediğinden hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Hazine vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, geçit hakkı tesisi isteğine ilişkindir.
Davacı şirket, maliki olduğu 445 parsel üzerinde inşa edilen ve halen faaliyette bulunan fabrika binasının genel yola ulaşabilmesi için davalı adına kayıtlı 449 parsel aleyhine geçit hakkı tesisi istemiştir.
Mahkemenin, davacının maliki olduğu 445 parselin genel yola cephesinin bulunmadığı davacının taşınmazında halen 150 kişinin çalıştığı bir fabrikanın bulunduğu, fabrikanın niteliği itibariyle en az 6 metre genişliğinde yola ihtiyacının olduğu" gerekçesiyle davalıya ait 449 parsel nolu taşınmazdan 6 metre genişliğinde geçit hakkı kurulmasına dair verilen karar,Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan Medeni Kanunun 671.maddesi "Tariki Amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibi tam bir ivaz mukabilinde komşularından kendisine geçmek için münasip bir yerin terkini talep edebilir.Bu hak mülklerin ve onlara giden yolların evvelki hallerine göre bu yolun nereden geçmesi lazım geliyorsa oranın malikine ve icabında bu yolun açılmasından en az mutazarrır olunan kimseye karşı kullanılır.Bu yolun tayininde iki tarafın menfaatleri gözetilir." Hükmünü içermektedir.
Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 22.4.1999 gün 1999/2410 Esas, 1999/2989 Karar sayılı Kararında da açıkça belirtildiği gibi;bir irtifak niteliği arzetmekle birlikte, Medeni Kanununun bu hükmünün komşuluk ilişkilerinden kaynaklandığını söylemek yanlış olmaz. (Dr.Suad Bertan,Ayni Haklar, Ankara 1976 C.1, Sh.858/1; Dr.Wieland.Kanunu Medeni de, Ayni Haklar, İ.Hakkı Karafakı tercümesi, Ankara 1946, sh. 290/4) Bunun içindir ki çözümünde de bu hususun gözönünde tutulması zorunludur. Bir başka anlatımla, "(geçit hakkı istiyenin) geçit ihtiyacının nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, taşınmaz malikinin (istem sahibinin) subjektif durumuna ve kişisel arzularına göre değil,objektif esaslara göre belirlenmelidir.Federal Mahkemeye göre de, taşınmazın kullanım ve işletme tarzı malik tarafından değiştirilirken, yerel şartlardaki değişikliğe ve o bölgedeki genel gelişmeye uyum sağlanmışsa, zorunluluk şartı ancak o takdirde doğmuş sayılır.(Prof.Dr.Selahattin Sulhi Tekinay, Taşınmaz Mülkiyetinin Takyitleri, II/I,İstanbul 1988 sh.96) Taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir hukuk ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi kuralı da bunu gerektirir.
Dosya kapsamına göre;somut olayda, davacı şirketin kendilerine ait taşınmazda fabrika kurarken çevre parsellerin durumunu dikkate aldığı, bir başka deyimle böyle bir girişimde bulunurken ihtiyaç duyduğu hususları gözönünde tuttuğu söylenemez.Şu anda çevresinin özelliklerine göre kendi yararı için yükümlenecek taşınmaza böyle bir külfet yüklenmesini haklı gösterecek bir nedeni ancak olağan genişlik olan 2,5- 3 metre için düşünülüp kabul edilebilir.Medeni Kanunun 671.maddesinin zorunluluk şartının bu genişlikte bir geçit hakkı için gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Yukarıda açıklandığı gibi Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç:Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı, HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 8.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy