(CMR m. 23, 41) (6762 S. K. m. 779, 780) (11. HD. 01.06.2000 T. 2000/2738 E. 2000/4996 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.12.2007 tarih ve 2007/1014 - 2007/2323 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından gerçekleştirilen taşıma ücretinin tahsili amacıyla girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, taşımanın makul sürede gerçekleştirilmediğini, vesaik mukabili teslim kararlaştırıldığı halde vesaik alınmadan teslim yapıldığını, dava dışı alıcının bu nedenle taşıma ücretini müvekkiline ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, emtianın dava dışı alıcıya 01.03.2007 tarihinde ve normal süreye göre 2 günlük bir gecikmeyle teslim edildiği, TTK'nun 779, 780. maddeleri uyarınca taşıma ücretinden bu süreyle orantılı şekilde indirim yapılmasının gerektiği, alacağın likit olmadığı, davacı vekilince takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinden feragat edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibinin (3.539,26) YTL üzerinden devamına, bu alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, taşıma ücretinin tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesi hükmü, gecikmenin zarara neden olması halinde taşıyanın navlun ücretiyle sınırlı olarak sorumlu bulunduğunu düzenlemiş olup, anılan Konvansiyon'da gecikme halinde taşıyanın navlun ücretine hak kazanamayacağına dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna karşılık TTK'nun 780. maddesi hükmünde, eşyanın taşıma süresi aşılarak teslim edilmesi durumunda, gecikilen süre ile orantılı olarak taşıma ücretinin indirilmesi öngörülmüştür. Maddede herhangi bir zararın ortaya çıkmış olup olmadığı bahis konusu edilmediğinden, bir gecikme zararının bulunmadığı hallerde dahi taşıma ücreti indirilecektir. Bu bakımdan, hükmün bir tür cezai şart niteliği taşıdığı söylenebilir. CMR sisteminde ise taraflarca gecikmeye yönelik bir cezai şartın kararlaştırılmış olması, CMR Konvansiyonu'nun 41. maddesi hükmü karşısında geçersizlik yaptırımı ile karşılaşır. Zira böyle bir şart, tarafların borçlarının ağırlaştırılamayacağı ilkesine ters düşer. Dairemiz'in 01.06.2000 tarih ve 2738-4996 sayılı ve 30.09.2002 tarih ve 4386- 8295 sayılı ilamları da aynı yönde olduğu gibi, doktrinde de bu şekilde sonuca varılmaktadır (Bkz. Alihan Aydın, CMR' ye Göre Taşıyıcının Ziya Hasar ve Gecikmeden Doğan Sorumluluğu, İstanbul 2002, S: 144).
Bu itibarla mahkemece, davacı taşıyanın gecikmesine rağmen taşıma ücretine hak kazandığının ilke olarak kabulü ile davanın bu ilke çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa uygulanması mümkün olmayan TTK'nun 780. maddesi hükmü çerçevesinde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
3-Ayrıca davanın konusu alacak taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taşıma ücretinin miktarı ise sözleşme ile belirlendiğine göre, taraflar alacağın miktarını bilmek durumunda olup alacak belirlenebilir, diğer bir deyişle likid sayılmalıdır. Bu nedenle mahkemece, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy