(6831 S. K. m. 2/B) (1744 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bornova Kadastro Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.6.2001 gün ve 2000/30 E. 2001/76 K. sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 27.5.2002 gün ve 2002/3866 E. 5004 K. sayılı ilamı ile;
(....Kadastro sırasında Yaka Köyü 124 ada 17 parsel sayılı 2183.38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz zeytinlik niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.Davacı Orman Yönetimi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla tespite itiraz etmiş,mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk karar Dairenin 3.10.2000 gün ve 2000/6074-7448 sayılı kararı ile bozulmuştur.Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: 1744 sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasına ilişkin mahkeme kararının getirtilip yerine uygulanması,kapsamının belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin A=340.02 m2 si orman niteliği ile, B=1843.36 m2 si tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine Dairece onanmıştır. Bu kez davacı Orman Yönetimi tarafından kararın (B) bölümüne yönelik olarak düzeltilmesi istenilmektedir.
Dava kadastro tespitine ve 2/B uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1947 yılında 3116 sayılı Yasa uyarınca orman tahdidi, 1979 yılında 1744 sayılı Yasa uyarınca aplikasyon ve 2. madde uygulaması ve 1988 yılında 3402 sayılı Yasa uygulamalarına esas alınmak üzere gerçekleştirilen aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulaması mevcuttur.
Yaka köyündeki 3116 sayılı Yasa uygulaması kesinleşmiş, 1744 sayılı Yasa 2. madde uygulaması Orman Yönetiminin itirazı üzerine kısmen Danıştay tarafından iptal edilmiş 2/B uygulaması ise açılan dava nedeniyle kesinleşmemiştir.
Toplanan kanıtlara ve özellikle 29.03.2001 günlü uzman bilirkişi raporuna göre; 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın tamamı orman sınırları içinde bırakılmış olup taşınmazın A bölümünün 2. madde ve 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği saptanarak orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Karar düzeltme istemine konu edilen taşınmazın B ile gösterilen 1843.36 m2.lik bölümü ise 2. madde uygulaması ile 1979 yılında 15.10.1961 öncesi nitelik yitiren alanlardan olduğu belirtilerek orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 52 nolu 2.madde parseli içinde yer alan taşınmaz Danıştay 8. Dairesi'nin 81/606-85/165 sayılı kararı ile halen orman niteliğinin korunduğu ve orman sınırları dışına çıkarılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle 1744/2.madde uygulaması iptal edilmiştir. İptale konu bu alan bu kez 1988 yılında 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile 31.12.1981 tarihinden önce nitelik yitirdiğinden söz edilerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.
Mahkemece 2/B uygulamasında yerin deliği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yetersiz inceleme ile hüküm kurulmuştur. Danıştay 8. Dairesi'nin iptal kararı 19.2.1985 tarihlidir. Kararın dayanağını 52 nolu 2.madde parselini inceleyen 25.8.1984 günlü uzman bilirkişi kurulu raporu oluşmaktadır. Raporun 15. sayfasında 52 nolu 2.madde parselinin anlatıldığı, karar içeriğinden taşınmazın 1981 tarihinde orman niteliğini koruduğu anlaşılmaktadır. 1985'te mahkeme kararıyla nitelik yitirmediği saptanan bir taşınmazın 1981'den önce nitelik yitirdiği şeklindeki idari tasarrufun hukuki ve doğal bir gerekçesi olamaz. 1985 yılında orman olduğu kabul edilen bir taşınmaz için ormanın bilinçli şekilde tahribi söz konusu olur ki bu olgu da yine Orman Ceza Yasası uyarınca suç teşkil eder ve 2/B kavramı içinde yer alamaz. Bu açıklamalar karşısında uzman bilirkişinin taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini yitirmiştir şeklindeki soyut anlatımına değer verilemez. Çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşmiş tahdit içinde kaldığı saptandığından davacı yönetimin davasının kabulüne karar vermek gerekirken kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın onanmasına ilişkin daire kararı da yanılgıya dayalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 12.11.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy