(3201 S. K. m. 3, 6) (ANY. MAH. 12.12.2002 T. 2000/36 E. 2002/198 K.) (YHGK. 05.02.2003 T. 2003/21-790 E. 2003/61 K.)
Dava: Davacı, 31.12.1997 gününden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği biçimde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ait dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 438. maddesinde s. ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ait isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Her ne kadar bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de henüz karar kesinleşmeden 3201 s. kanunun 3. maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bozma kararına uyulmuş olması karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmez.
26.05.1993 gününde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek 3201 S. Yasa hükümleri uyarınca borçlanma isteminde bulunan ve bu istemi kabul edilerek 05.02.1973-31.12.1992 tarihleri arasında Almanya´da gerçekleşen 7166 günlük borçlanma tutarını 18.10.1993 gününde ödeyerek aynı tarih tahsis talebinde bulunan ve kendisine 01.02.1994 gününden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanan, ancak 26.05.1993-13.12.1997 tarihleri arasında işsizlik yardımı aldığının belirlenmesi üzerine, borçlanması iptal edilerek yaşlılık aylığı bağlandığı tarihten geçerli olmak üzere kesilen ve 01.02.1994-21.04.2000 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıkları kendisinden geri istenilen davacı, borçlanmanın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığının iptal edilmesine dair Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının; bağlandığı tarihten itibaren ödenmeye devam olunması gerektiğinin kabul olunmaması halinde fiili hizmetin bittiği 31.12.1997 gününden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; dava gününde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ve borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü zorunlu kabul eden Yargıtay kararları çerçevesinde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda davacının yurda kesin dönüş koşulunu yerine getirmediği, tahsis talep gününden sonra dahi yurt dışındaki çalışmasını sürdürüp işsizlik yardımı aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3201 S. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Yasanın borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 tarih ve 36/198 S. Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 tarih ve 21-790/61 s. kararı ile, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 S. Kanunun 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, elde bulunan ve kesinleşmemiş bütün davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu hukuksal gerçeği de dikkate alınarak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve yukarda özetlenen Hukuk Genel Kurulu Kararı çerçevesinde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken dava gününde yürürlükte bulunan mevzuata göre karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 21.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy