(5728 S. K. m. 40) (4721 S. K. m. 2) (YHGK 09.05.1984 T. 1982/12-579 E. 1984/524 K.) (11 HD 22.05.2000 T. 2000/3706 E. 2000/4482 K.) (11 HD 06.03.2009 T. 2008/5454 E. 2009/2604 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.06.2006 tarih ve 2004/639 - 2006/373 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Bulgaristan vatandaşı olan S.D.K. ile davalı M.T.'nin müvekkili şirketi kurduklarını, şirket merkezinin Bulgaristan'da olduğunu, müvekkilinin %55 davalının ise %45 hissesi olduğunu, deniz ürünleri ticareti ile iştigal ettiğini, davalı M.T'nin ortağı olduğu diğer davalı T...Şti. ve diğer davalı E... A.Ş. vasıtası ile Japonya ve Kore'ye 183.700 Dolar tutarında ihracat yaptığını, ihracatı yapılan malların bedelinin davalılar tarafından tahsil edildiği halde müvekkili şirkete aktarılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 Dolar karşılığı 28.800.000.000.-TL'nın faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalılar M.T. ve diğer davalı T...Şti. vekili, davacı ile belirtilen şekilde alışveriş yapıldığını ancak davacı şirkete herhangi bir borçları bulunmadığını ve 19.07.2005 havale tarihli dilekçe ile HUMK.nun 17 ve 2675 sayılı MÖHUK.un 27. maddeleri uyarınca yetki itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkete davalı M.T.'nin hissedar olduğu, taraflar arasında dondurulmuş deniz ürünlerinin ihracatına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, HUMK'nun 17. maddesinde şirket ve cemiyetlerin ve tesislerin kendi işlerine müteallik olmak üzere azası aleyhine ikame edecekleri davaların bu şirket, cemiyet veya tesisin ikametgah addolunan mahal mahkemesinde bakılacağının düzenlendiği, 2675 sayılı MÖHUK'un 27. maddesinde de Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin edeceğinin düzenlendiği, davacı şirketin merkezinin Bulgaristan'da olduğu, HUMK'nun 17 ve 2675 sayılı MÖHUK.un 27. maddeleri uyarınca bu yetki kuralının emredici kurallardan olduğu gerekçesiyle yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli Ponerie-Burgaz yetkili mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, merkezi Bulgaristan'da olan davacı şirketçe % 45 payla ortağı bulunan davalılardan M.T'nin ortağı olduğu davalı şirketler üzerinden gerçekleştirilen ihracattan sağlanan gelirin davacıya aktarılmayarak davalılarca haksız biçimde alıkonulduğu iddiasına dayalı olarak davalıların yerleşim yeri mahkemesinde ikame olunan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yetkisizlik kararı verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK'un 40. maddesi hükmü uyarınca, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Aynı kural yürürlükten kaldırılan 2675 sayılı MÖHUK'un 27. maddesinde de düzenlenmiştir.
Bu hüküm uyarınca, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları milletlerarası yetki kuralları olarak da anlam ve işlev kazandığına göre, milletlerarası yetkinin varlığı, yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunması şartına bağlanmıştır. Bir başka anlatımla, yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunması milletlerarası yetkinin doğumu için yeterlidir. (Nomer Ergin-Devletler Hususi Hukuku-10.Bası, 2000 İst., sh.349 vd.)
Davacı şirketin Bulgaristan uyruklu olması nedeniyle uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun bulunduğu kuşkusuzdur.
Yer itibariyle yetkili bir Türk mahkemesinin bulunmasının milletlerarası yetkinin varlığı için gerekli ve yeterli olduğu yolundaki kuralın zorunlu sonucu olarak iç hukuk kurallarınca yer itibariyle yetkili bir mahkemenin bulunmaması halinde Türk mahkemelerinin o davada milletlerarası yetkisinin olmadığı kabul edilmelidir. Bundan dolayıdır ki anılan Yasa'nın 47 (eski MÖHUK'un 31.) maddesine uygun olarak yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili kılınmasının kararlaştırılmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların tarafı olan gerçek ve tüzel kişi Türk uyruklular bakımından Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığından söz edilemez. Ancak, münhasır yetki ve kamu düzeninin sözkonusu olmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili kılınması değinilen yasa maddesi uyarınca mümkün bulunmakla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.05.1984 gün ve 1982/12 - 524 Esas, 1984/522 Karar sayılı ilamında ve Dairemizin 22.05.2000 gün ve 2000/3706 - 4482, 06.03.2009 gün ve 2008/5454 Esas - 2009/2604 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere iyiniyet kuralları böyle bir halde dahi uygulama yeri bulur.
Mahkemece, davacı şirket merkezinin Bulgaristan'da olması nedeniyle iç hukukun bu konudaki normatif düzenlemesine ilişkin HUMK'nun 17.maddesinin emredici hükmü uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
HUMK'nun 17.maddesince öngörülen kesin yetki kuralının merkezi Türkiye'de bulunan ve Türk yasalarına göre kurularak faaliyet gösteren tüzel kişilere ilişkin olduğu açıktır. Yabancı bir şirketin ortağı ile veya bu şirketin ortakları arasındaki uyuşmazlıkların şirketin merkezinin bulunduğu yabancı ülke mahkemesince görülmesi gerektiği ve bu durumun Türk kamu düzenini ilgilendiren bir yetki kuralı olması hasebiyle süresinde ilk itiraz olarak ileri sürülmese bile re'sen gözetilebileceği yolundaki yorum ve kabul yerinde değildir. Çünkü değinilen kesin yetki kuralı, yabancı uyruklu tüzel kişilerle ilgili davalarda işletilemez.
Mahiyeti açıklanan böyle bir davanın Türk uyruklu gerçek ve tüzel kişi davalıların tamamının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde ikame edilmesinin HUMK'nun 9/1. maddesince tanımlanan genel yetki kuralına uygun ve mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, iç hukuk kurallarından yola çıkılarak yabancı bir mahkemenin yetkili kılınamayacağı gözden kaçırılmak suretiyle süresi içerisinde ilk itiraz olarak dahi ileri sürülmeyen ve yerleşim yeri mahkemesinde kendilerini daha iyi savunabilecekleri muhakkak olan davalılarca MK'nun 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan yetki itirazı konusunda yazılı olduğu gibi hüküm kurulması ve bu yapılırken milletlerarası hukukun usul ilkelerine aykırı olarak dosyanın Ponerie/Burgaz mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy