(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24)
Taraflar arasındaki "Tespit ve iptal" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19.3.2002 gün ve 2000/380 E, 2002/69 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Bağkur ve S.S.Kurumu vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 17.6.2002 gün ve 2002/3884 E, 5797 K. sayılı ilamı ile; (....Davacı, 1.12.1988-1.5.1993 tarihleri arasında 506 sayılı yasaya göre zorunlu sigortalı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının 1.12.1988-3.1.1993 tarihleri arasında 506 sayılı yasaya göre sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacının 10.2.1969 tarihinde 506 sayılı yasaya tabi olarak zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başladığı bu çalışmasının 30.11.1988 tarihine kadar devam ettiği, zorunlu sigortalılığına ara verip 1.12.1988 tarihinde Bağ-Kur'lu olarak tescil edildiği, 1989 tarihinde tekrar 506 sayılı yasaya göre sigortalı çalışmaya başladığı bu çalışmasının da 3.1.1993 tarihine kadar devam ettiği, diğer yandan davacının 1.12.1988 tarihinde başlayan Bağ-Kur'luluğunun Asil Metal Ticaret San. Ltd. Şirketi ortağı olarak devam ettiği şirketin müdürü olduğu Vergi Mükellefi bulunduğu şirketin faaliyetinin halen davam ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı Ltd. Şirket ortaklığından dolayı Bağ-Kur kaydı devam ederken 1989 tarihinden itibaren SSK. kapsamında sigortalı çalışmaya başlamış ve bu çalışmaları 3.1.1993 yılına kadar sürmüştür.
Davacının Kadıköy Vergi Dairesindeki kayıtlara göre 1.5.1981 tarihinde başlayan ve devam eden vergi mükellefiyet kaydına istinaden 1.12.1988 de resen Bağ-Kur'a tescil edilerek, Tescil keyfiyeti davacıya Kurumun 2.11.1993 gün ve 900581 sayılı yazıları ile bildirilmiştir. Asil Metal Limited Şirketin ortağı olarak kendi adına bağımsız çalışmasını halen devam ettirdiği, 2.6.2000 günlü 5058 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ilanlarına göre, Davacının Asil Metal Tic. ve San. Ltd. Şirketinin müdürlüğüne 10 yıllık süre için seçildiği, şirketin iki ortaktan oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacının 1.12.1988-3.1.1993 tarihleri arasında aralıklarla sigortalılığı bulunmakta ise de bir kimsenin aynı anda iki Sosyal Güvenlik kurumu kapsamında bulunması yasal sisteme uygun düşmemektedir. Bir başka ifade ile kişinin Sosyal Güvenlik kapsamına girebilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir Sosyal Güvenlik kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı yasanın 3. maddesinin I. (F) bendinde Kanunla Kurulu Emekli Sandıklarına aidat ödemekte olanların, (K) bendinde, herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı olamıyacağı belirtilmiştir. Gene 1479 sayılı Bağ-Kur yasasının 24 Md. I-II fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Limited Şirket ortaklığı nedeniyle 1.12.1988 başlayıp halen devam eden Bağ-Kur sigortalılığı geçerli olup bu dönemde davacının SSK. sigortalı olması mümkün değildir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 3.10.2001 gün ve 2001/21-627 Esas ve 2001/659 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır. Mahkemenin kararında sözünü ettiği Hukuk Genel Kurulu Kararına yanlış anlam verilerek sonuca gitmesi isabetli değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER : 1-Davalı S.S.Kurumu vekili :2-Davalı Bağ-kur vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı S.S.K. ve davalı Bağ-kur vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy