(6762 S. K. m. 1281, 1292) (11. HD. 26.06.2000 E. 2000/5046 E. 2000/6051 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 17.12.1999 tarih ve 1998/145-1999/789 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalı sigorta şirketine kasko sigortalı aracının hafif yağışlı ve kaygan yolda yokuş aşağı seyir halinde iken, yol kenarına hatalı şekilde park eden dava dışı şahsa ait ticari otoya çarptığını, kaza nedeniyle oluşan hasar tazminatının davalı şirketçe ödenmediğini ileri sürerek; 205.117.830.- liranın ihbar tarihinden itibaren % 80 oranında reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; kazanın iddia edilen yer ve zamanda olmadığını, büyük olasılıkla teminat dışı kalan bir nedenle aracın hasarlandığını, davacı tarafın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürerek; asıl davanın reddi ile birleşen davada müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; davacının aracının motor kaputunun orta kısımlarında hasarın yoğunlaşmış olduğu, bunun park halindeki ticari araçtaki hasar ile uyuşmadığı, bu nedenle davacı aracındaki hasarın bu çarpmadan dolayı oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava; davalı şirkete kasko sigortalı aracın hasarlanması nedeniyle istenilen tazminata ilişkindir. Mahkemece; bilirkişi raporuna itibar edilerek sigortalı araçtaki hasarın trafik kaza tutanağında belirtilen oluşa ve sigortalı aracın çarptığı iddia edilen ticari araçtaki hasara uygun düşmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacının iddiası ve davalı sigorta şirketinin savunması TTK'nin 1281/2 ve 1292/son maddelerindeki düzenlemelere temas etmektedir. TTK'nin 1281/2. maddesine göre genel olarak sigortalı araçtaki hasarın, poliçede belirtilen ve güvence altına alınan rizikolardan meydana gelmediği iddiasının ispatı yükü sigortacıya aittir. TTK'nin 1292/son maddesine göre ise riziko gerçekleştikten sonra ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesine ilişkindir. TTK'nin 1292/son maddesinde değinilen konu ile ilgili dairemizin yerleşik uygulaması ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinde, sigortalı araçtaki hasarlardan dolayı açılan tazminat davasında ispat yükünün sigortalıya ait olduğu yolundadır. Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları yukarıda belirtilen yasa maddelerine temas ettiğine göre; öncelikle ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğunun saptanması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş makine mühendisi, sigortacı ve trafik uzmanını bilirkişi kurulu oluşturularak trafik kaza tutanağındaki olay yeri bilgileri, kazaya karışan her iki aracın teknik ve fiziki özellikleri, sigortalı aracın hızı ve çarpma noktası göz önünde tutularak rapor düzenlettirilmeli, alınan rapora göre olayın yasal çerçevesi belirlenip, kanıt yükünün kime ait olduğu saptanmalı ve dosyadaki mevcut deliller de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı gerekçeyle denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; birleşen davada sigorta şirketi sigortalısına poliçeden kaynaklanan herhangi bir borcunun olmadığının tespitini istemiş, ancak, birleşen dava hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. Mahkemece asıl davanın sonucuna göre birleşen dava hakkında da bir karar verilmesi gerekir iken, bu dava hakkında karar verilmemiş olması da birleşen davanın davacısı yararına bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davanın davacısı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz eden taraf vekillerine iadesine, 24.5.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy