(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 16.04.2001 gün ve 2000/516 E. 2001/268 K. sayılı Kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2001 gün ve 2001/7750-9392 sayılı ilamiyle; (...1.Tanık M.'in beyanında geçen olaylardan sonra evlik birliği devam etmiş, bundan sonra boşanmayı gerektirir bir olayın varlığı kanıtlanmamıştır.
Medeni Kanunun 134/1-2 . maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olarak uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddine gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2- Kabulü göre de, davalının istediği maddi tazminat bankadaki hesapla ilgili olup boşanmanın fert niteliğinde değildir. Davalının harcı verilerek acıtmış usulüne uygun bir dava ve karşı davası da bulunmamaktadır. Bu yön gözetilmeden kesin hüküm oluşturacak şekilde istemin reddi de doğru bulunmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı (M.K.134/1-2) boşanma isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların evlendiklerinden beri davalının annesine ait evde önceleri annesi, babası, ablası-eniştesi ile birlikte sonraları da annesi ile birlikte oturduklarını, baştan beri fikren ve ruhen anlaşamadıklarını, davalının aşırı derecede asabi mizaca sahip olup, olur olmaz her şeye sinirlenip evde kavga çıkardığını, davacıya ve ailesine karşı sen piçsin, orospu, sürtük, senin ailenin ne olduğu belli, pisliksiniz, ailece beş para etmezsiniz, sen aptalsın, anlamazsın şeklinde hakaretlerde bulunduğunu aşırı kıskanç olup, davacı V. dövdüğünü, gözünü morarttığını, davacının tüm bunlara karşın evlilik birliğini devam ettirmek için elinden gelen çabayı gösterdiğini hatta 2. çocuğunu da bu umutla istediğini, davalının ise bu çocuğu istemeyerek, halime olan davacının karşını yumruklayarak bu çocuk benden değil dediğini, evde huzurlu ve kavgasız tek bir günün bile geçmediğini, anlaşamıyorsak boşanalım diyen davacıya, davalının işime geliyorsun o yüzden seni boşamıyorum dediğini, çocuklarında davalının yol açtığı bu huzursuz aile ortamından olumsuz etkilendiklerini son olarak davalının kız kardeşi ve eniştesinin geldikleri akşam onlara hizmet eden davacıya davalının adisin, orospusun, sürtüksün diye söylendiğini, davacıyı evden kovduğunu, evden ayrılmak zorunda kalan davacının halen davalı ile ayrı yaşadığını, bu şartlarda evlilik birliğinin devamına olanak kalmadığını, ifadeyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının iddialarının doğru olmadığını, davalının bir Amerikan şirketinde çalışıyorken ve maddi durumu iyiyken herhangi bir sorunlarının olmadığını, davalı işten ayrılınca eski yaşamını sürdüremeyen davacının batan gemiyi terk etme yoluna giderek, sen artık işe yaramaz birisin ben seni ne yapayım. Herkes yoluna gitsin diyerek gerçek niyetini ortaya koyduğunu, davalının sakin ve kötü alışkanlığı olmayan bir insan olduğunu, sorunun tamamen maddi nedenlerden kaynaklandığını, davacının eş ve anne olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini, davacının Alman olan annesine yüklü bir miras kaldığını ve davacının parası nedeniyle annesinin etkisinde olup, evini terk ederek onun yanına yerleştiğini, davacının hatalı hal ve hareketlerinin evliliği bu noktaya sürüklediğini, davanın reddini, savunmuştur.
Mahkemece; evlilik birliğinin temelinden sarsılıp, çekilmez hale geldiği, bunun tarafların eşit kusurundan kaynaklandığı kabul edilerek tarafların boşanmalarına, çocukların velayetinin davalı babaya verilmesine davacı eş için ayda 50.000.000 TL. nafaka takdirine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire; davacı tanıklarının beyanlarında geçen olaylardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği, diğer beyanların ise evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispata yeterli olmadığı davanın reddi gerektiği, gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı karı ile davalı koca arasında ileri sürülen olayların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabule yeterli olup olmadığı, uyuşmazlık konusudur.
Dosya kapsamı ve taraf tanıklarının beyanlarından, tarafların 14 yıllık evli olup, iki çocuklarının bulunduğu, her ikisinin de birbirlerine karşı takındıkları tutum nedeniyle evlilik içinde karşılıklı saygının yitirildiği, çocukların bu ortamdan olumsuz etkilendikleri, farklı ortamlarda yetişen, farklı anlayış ve kişiliklere sahip olan tarafların evliliğin başından beri davalının ailesi ile ve onlara ait evde ikamet ettikleri, davalının kıskanç ve asabi olması, buna karşılık davacının da Avrupa'da yetişmiş, annesi alman olan, modern yaşamayı, rahat ve spor giyinmeyi seven bir insan olması nedeniyle kişilik çatışmasına girdikleri, davalı kocanın davacı karısına hakaret edip, başkalarının yanında dövdüğü, davacı kadının da buna karşılık hayvan, eşek, yapma şeklinde sözler söylediği, bu nedenle birbirleriyle anlaşamadıkları davalının ekonomik durumundaki değişikliğin tek başına dava açılmasına etken olacak nitelikte bulunmadığı, tüm olaylar birlikte ele alındığında evlilik birliğinin müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığı bu birliğin devamında gerek taraflar ve çocukları, gerekse de toplum açısından yarar kalmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemece boşanma davasının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, onanması gerekir.
Diğer taraftan; yerel mahkemece, bozma ilamında kabule göre başlığı altında gösterilen davalının maddi tazminat istemine ilişkin bozma nedenlerine karşı da direnilmiştir. Oysa hemen belirtmek gerekir ki, kabule göre başlığı altında yapılan bozma tamamen bir tavsiye ve eleştiri niteliğindedir. Bu nedenle de bozmada işaret edilen bu tür eleştirilere karşı direnilmesi mümkün değildir. Bozma sebebine göre açık bozma sebebi yapılamayıp eleştiri olarak yazılan bölüm yönünden boşanmaya ilişkin direnme hükmünün onanması karşısında özel dairece incelenmesini gerektirir yeni bir olgu gerçekleştiğinden ortada varlığından söz edilemeyecek bir direnme kararı bulunmayıp bu yönün Hukuk Genel Kurulunca da incelenmesi olanaklı değildir. O nedenle oluşan bu yeni duruma göre davalının maddi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın özel dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davalı vekilinin boşanma, yönelik temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının bu yönüyle ONANMASINA,
2- Davalı vekilinin maddi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 26.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy