(213 S. K. m. 13) (4811 S. K. m. 14) (11 CD 02.02.2001 T. 2000/6285 E. 2001/784 K.)
Dava: 213 Sayılı Vergi Usul Yasasına muhalefet suçundan sanık Osman Kale'nin yapılan yargılaması sonunda, beraatine dair Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.10.2003 gün ve 2000/1378 Esas, 2003/906 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 16.12.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Ayrıntıları dairemizin 2.2.2001 tarih ve 6285-784 sayılı kararında açıklandığı üzere, ceza yargılamasında hiçbir duraksamaya yer vermeden gerçeği ortaya çıkarmak görev ve yetkisi bulunan ceza hakimi, ileri sürülen mücbir sebebin dayandığı olayların vukuu ile defter ve belgelerin elden çıkmasını doğuracak nitelik ve yoğunlukta olup olmadığını, bunların mükellefin faaliyet alanı itibarı ile mutat ortam yer ve mekanda muhafaza edilme olgusu, olayın meydana gelme olasılığı, doğal ve kaçınılması mümkün olmayan nedenlere dayanıp dayanmadığı, öngörülebilme ve neden-sonuç ilişkisi, vergi denetiminden kaçma amacına yönelik tertip niteliği vesair ile olayın arzettiği özelliği duruşmadan ve tahkikattan edineceği kanaate göre irdeleyip değerlendirmeli ve delilleri serbestçe takdir etmeli, irade dışında meydana geldiği defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı veya yok olması sonucunu doğurduğu vicdani kanaatine ulaşması halinde mücbir sebep olarak kabul etmelidir.
Muhafaza görevinin gerektirdiği özenin gösterilmemesi sonucu defter ve belgelerin zayii olması olgusunun irade dışındaki sebep olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda ise; sanık, 24.05.2001 günlü oturumda, Karahallı ilçesinde bulunan işyerini 1998 yılında İstanbul'a taşıdığını, halen Merkez mahallesi, Evren caddesi, 11/1. sokak, kat:2, Daire:4 Güneşli-İstanbul adresinde oturduğunu, defter ve belgelerinin Karahallı'da kaldığını, oraya gittiğinde depoyu su bastığını öğrendiğini, bu nedenle defter ve belgelerini ibraz edemediğini savunmuş ve 21.01.2000 tarihli su baskınına ilişkin tutanak aslını dosyaya ibraz etmiş ise de; tutanağın doğru olup olmadığı Karahallı Belediye Başkanlığı'ndan araştırılarak, doğru ise, tutanak düzenleyicileri tanık sıfatı ile dinlenip, su baskınında sanığın kastının bulunup bulunmadığı, ıslanıp hamur haline gelen belgelerin nelerden ibaret olduğu, bu konu da ilgili vergi dairesine bildirimde bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise, vergi dairesince tutulan bir tutanağın var olup olmadığı hususları tespit edildikten sonra yukarıda gün ve sayısı gösterilen kararımız ışığında mücbir sebep yönünden değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması ve yüklenen suçun niteliği ve işlendiği tarih itibariyle de, 27.02.2003 gün ve 25033 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 4811 Sayılı Vergi Barışı Kanununun 14. maddesi gereğince takdir ve değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, ibrazı istenen defter ve belgelerin su baskını sırasında ıslanarak hamur haline gelmesi nedeniyle görevlilere ibraz etme olanağının bulunmadığından bahisle unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatına karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy