(1475 S. K. m. 14) (9. HD. 14.09.2000 T. 2000/7570 E. 2000/11633 K.) (YHGK. 15.10.2008 T. 2008/9-586 E. 2008/633 K.) (YHGK. 28.11.2007 T. 2007/9-814 E. 2007/896 K.)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A- Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı kamu kurumu işyerinde emekli olduğunu, ancak emekliliğinde daha önce dsi Bölge Müdürlüğünde geçen sürenin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmadığını ve kıdem tazminatının eksik ödendiğini belirterek, fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
B- Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının emekli olmak için dilekçe verdiğini ve davalı kuruma ait işyerinde çalışmalarına dair kıdem tazminatı ödendiğini, davacının dsi de 2082 çalıştığını ve buradaki çalışmalarına dair kıdem tazminatı talebinde bulunduğunu, Devlet Su işlerinden konunun sorulduğunu ve gelen cevapta davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, davacının 01.01.1982 tarihinden itibaren işi terk edip göreve gelmediğini ve iş akdinin kendisinin sona erdirdiğini bu sebeple kıdem tazminatına hak kazanamadığının belirtildiğini, bu sebeple davacının 10 yıllık zamanaşımı içerisinde dava açması gerektiğini, dolayısıyla davacının zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C- Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda Dairemizin eski tarihli 14.09.2000 tarih ve 2000/7570 E. 2000/11633 K. Sayılı kararının gerekçesine atıf yaparak, bir kamu kuruluşundan diğer bir kamu kuruluşuna intikal etmenin istifa dışında başka bir yolu bulunmadığı, buradaki istifanın bir hukuki prosedürün tamamlanması olduğu, istifa hali kıdem tazminatı ödenmesine yasal bir engel ise de, bu olaydaki istifanın bu şekilde değerlendirilmemesi gerektiği, ayrıca her iki kuruluştaki çalışmalar arasında bir ara verme de bulunmadığı, davacı, DSİ bölge müdürlüğündeki mevsimlik işçi olarak çalışmakta iken davalı kamu kuruluşu olan 54. bakım merkez komutanlığına işe girdiği, DSİ'den ayrıldığı tarihle davalı kamu kurumuna giriş tarihi arasında uzun bir ara olmadığı, eski kamu kurumundaki çalışmalarının kıdem tazminatı hesaplanmasına katılması gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
D- Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından cevap nedenleriyle temyiz edilmiştir.
E- Gerekçe:
1475 Sayılı İş Kanununun yürürlükte olan 14 üncü Maddesinin 4 ve 5 fıkralarına göre "T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz". İşçinin kamu kurumlarında işçilikte geçen hizmetlerinin birleştirilmesi için önceki çalışmaların, fesih şekli itibarıyla kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği 1475 Sayılı Kanunun 14/5 inci maddesinde açık biçimde düzenlenmiştir.
Dairemiz daha önce iki kamu kurumu arasında mahkeme gerekçesinde belirttiği gibi geçiş için işçinin istifasını prosedür gereği olduğunu kabul etmiştir. Ancak konu Yargıtay H.G.K. tarafından incelenmiş ve 2008 yılından bu yana bu yöndeki içtihattan dönülmüştür. Buna göre kendi isteğiyle ayrılarak başka bir kamu kurumunda işçi olarak çalışmaya başlayan işçi yönünden yapılan işlemin prosedür gereği olduğunda da söz edilemez. İşçi daha iyi şartlarda ve ayrı bir statüde çalışma yolunu seçmiştir. Bu itibarla istifayla sona eren memur ya da sözleşmeli personel döneminin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması doğru olmaz. (Yargıtay H.G.K. 15.10.2008 gün 2008/9-586 E, 2008/633 K.; 28.11.2007 gün 2007/9-814 E, 2008/896 K.).
Dosya içeriğine göre davacının mahkemece birleştirilen DSİ işyerinde geçen hizmetinin mevsimlik çalışma olduğu ve davacının 01.01.1982 tarihinde herhangi bir dilekçe vermeden bu işyerinde ayrıldığı, 3 gün sonra 04.01.1982 tarihinde davalı kuruma ait işyerinde çalışmaya başladığı, DSİ bölge müdürlüğü işyerinden ayrılması nedeni ile işi terk ettiğine dair tutanak tutulduğu, davacının işe başladıktan sonra DSİ bölge müdürlüğüne çalışması karşılığı kıdem tazminatının ödenmesi için başvurduğu, ancak bu başvurusunun 26.11.1982 tarihli yazı ile işi terk edip, işe gelmediği ve iş sözleşmesini kendisinin feshettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı kamu kurumu işyerine geçişi için ayrıldığı kuruma verdiği ve mahkeme kararında gerekçe olarak gösterilen prosedür gereği bir dilekçe olmadığı gibi, ayrıldığı tarihle davalı işyerinde işe girdiği tarih arasında kısa da olsa ara vardır. Davacının ilk kamu kurumunda geçen hizmeti kendisi Tarafından sonlandırılmıştır. Davacı iş sözleşmesini sonlandırırken herhangi bir sebep göstermemiştir. Bu dönem için ayrıldığı tarihten kısa bir süre sonra kıdem tazminatı istemi de bu sebeple diğer kurum Tarafından reddedilmiştir.
Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre davacının kendisi tarafından kıdem tazminatına hak kazandırmayacak şekilde sonlandırılan DSİ bölge müdürlüğü işyerindeki süresinin daha sonra emeklilikle sona eren davalı kurumda geçen hizmet süresiyle birleştirilme olanağı yoktur. Fark kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy