(2004 S. K. m. 72) (11. HD. 25.03.2002 T. 2001/10483 E. 2002/2689 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.02.2000 tarih ve 1998/2208 - 2000/56 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.10.2000 günde davalı avukatı A. Ö. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. U. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kooperatif üyeliğinden çıkma isteminin ayrıldığı yıl bilançosu itibarıyla değerlendirilmesi gerekirken, bu prosedüre uymaksızın müvekkili aleyhine takibe geçtiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra istemini istirdada dönüştürmüştür.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatif üyeliğinden ayrılırken o zamanki yönetimin yatırdıklarına karşılık iki adet senet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davalının 08.05.1998 tarihinde kooperatif üyeliğinden istifa ettiği; ancak istifasının kabulüne dair bir yönetim kurulu kararı olmadığı ve ortak olarak kooperatife ödediği 887.500.000.-TL. sını ayrıldığı yılın genel kurulunda belirlenecek hakkına göre isteyebileceği gerekçesiyle, davacının davalıya 387.500.000.-TL tutarındaki senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, bu senetle ilgili ödenen 470.000.000.-TL sının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kooperatifin, ortaklıktan ayrılan davalıya, kooperatiften çıkması karşılığında keşide ettiği bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine yöneliktir. Davacı kooperatif ana sözleşme uyarınca, ortağın kooperatife yatırdıklarını ancak ayrıldığı yıl bilançosuna göre isteyebileceğini ileri sürmekte, davalı ise o tarihteki yönetim kurulunun iki adet senetle ödeme yaptığını savunmaktadır.
Davacı kooperatifin ana sözleşmesinin 13 nci maddesine göre, ortaklıktan çıkma isteminin kooperatife yazı ile yapılması; 15 nci maddesine göre ise, ayrılan ortağa yatırdıklarının bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde verilmesi gerekmektedir. Görüldüğü gibi ortaklıktan çıkma, ortaklığın kabulüne bağlı tutulmamıştır. Ayrılma iradesinin yazı ile bildirilmesi istifanın gerçekleşmesine yeterlidir. Öte yandan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17 nci maddesine paralel bir düzenleme taşıyan ana sözleşmenin 15 nci maddesi ise, kooperatif yönetiminin bu konuda yapacağı farklı bir uygulamayı geçersiz kılmaya tek başına elverişli değildir.
Dosyadaki 08.05.1998 tarihli ibraname içeriğinden, davalının aynı tarihte davacı kooperatif üyeliğinden istifa ettiği, o tarihe kadar yatırdıklarına karşılık ise davacı kooperatifin o tarihteki yöneticilerinin dava konusu yapılan 387.500.000.-TL bedelli ve 30.06.1998 vadeli senet dışında, 500.000.000.-TL bedelli ve 30.05.1998 tarihli bonoyu da keşide ettiği ve dosya kapsamından da, sözü edilen bu bono bedelinin kooperatifçe herhangi bir çekişme çıkarılmaksızın ödendiği, değişen yönetim kurulunun ise sadece 30.06.1998 tarihli bononun ödenmesine karşı çıktığı anlaşılmaktadır.
Davacı, kooperatifin istifa tarihindeki yönetiminin, ana sözleşmenin 15 nci maddesine aykırı olarak, bilanço tarihini beklemeden, ayrılan ortağa yatırdığı aidatları ödeme amaçlı olarak bonolar keşide etmesi ve bu bonolardan birini ödemesi, kooperatifi bağlaması gereken bir anlaşma mahiyetindedir. Davalının önceki yönetim kurulu ile işbirliği içinde olduğu ve bu suretle kooperatife zarar vermeğe çalıştığı bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, yönetim kurulunun yaptığı hatalı işlem, kooperatifin iç ilişkisi niteliğini taşımakta olup davacıyı ilgilendirmez.
Mahkemece açıklanan esaslar dairesinde, dava konusu bonodan dolayı davacı kooperatifin davalıya borçlu olduğunun kabulünün gerektiği nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 100.000.000.- lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy