(4046 S. K. m. 22) (1475 S. K. m. 14, 16) (YHGK. 19.11.1997 T. 1997/9-720 E. 1997/974 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak' davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.07.2003 gün ve 2001/1421 E. 2003/620 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 24.02.2004 gün ve 2003/14761-2004/3127 sayılı ilamı ile;
(...Davacı işçi, davalıya ait özelleştirme kapsamında bulunan işyerinde kapsam dışı personel olarak çalıştığının ve 4046 sayılı Yasanın 22. maddesi uyarınca bir başka kamu kurumuna nakledilmesi sebebiyle bu ilişkinin sona erdiğini belirterek kıdem tazminat isteğinde bulunmuştur.
Davalı ise, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 22.1.1996 gün ve 1995/1 E, 1995/1 K. sayılı ilke karan uyarınca uyuşmazlığın İdari Yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini savunmuş, öte yandan, kendi isteği ile nakle tabi tutulduğunu buna göre kıdem tazminatına hak kazanamayacağını belirtmiştir.
Mahkemece, davacının işçilikten memurluğa geçirilmesine dair davalı kurum işleminin kıdem tazminatına hak kazandıran bir durum olduğu kabul edilmiş, kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan ilke kararı tüm yargı yerleri bakımından bağlayıcıdır ve özelleştirme kapsamında bulunan işyerlerinde kapsam dışı statüde çalışan kişilerin işveren aleyhine açacakları davalar İdari Yargı yerinde çözümlenmelidir. Ancak, özelleştirme işleminin tamamlanmasından sonra bir süre daha çalışılmış olması ve söz konu su dönemin bir bütün olarak davaya konu edilmesi halinde, son dönem çalışması tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olduğundan, bu durumda İş Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.1997 gün ve 1997/9-720 E, 1997/974 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Somut olayda davalı şirketin kamuya ait % 96.6 oranındaki kamu hisseleri 29.8.2000 tarihinde satılmak suretiyle özelleştirme işlemi tamamlanmıştır. Davacı ise bu tarihten sonra da çalışmaya devam etmiş, bir başka kamu kurumuna nakil işlemi 11.1.2001 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacının açmış olduğu bu davada anılan nakil tarihine kadar işçilikte geçen süre için kıdem tazminatı isteğinde bulunulduğuna göre, davanın iş mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki, davalı şirketteki kamu hisselerinin satışına dair hisse satış sözleşmesinin 7..a) maddesinde kapsam dışı personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledileceği belirtildikten sonra 7.c) maddesinde "...nakil olmayıp Şirket'te kalan nakle tabi personelin yasalardan doğan haklarının korunacağı... " da öngörülmüştür. Bu durumda söz konusu nakil işleminin hangi tarafın isteği üzerine gerçekleştiği önem kazanmaktadır.
Belirtmek gerekir ki, nakil işleminin işçinin isteği olmaksızın işverenin tek taraflı tasarrufuyla yapılması durumunda kıdem tazminatına hak kazanılacağı açıktır. Ancak, kapsam dışı statüde çalışan işçinin kendi isteği doğrultusunda diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmesi durumunda kıdem tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır.
Somut olayda davacı işçi, "...kadro ve ihtiyaç durumu uygun olması halinde atanacağımı bilerek yukarıdaki tercihleri yapıyorum" şeklinde metnin yazılı olduğu tercih formunu imzalamış ve bu isteği doğrultusunda nakil işlemi yapılmıştır. Anılan form üzerine kıdem tazminatı hakkının saklı olduğuna dair ihtirazı kayıt konulmuş olmasının da sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.
Gerçekten davacı işçi Emekli Sandığı iştirakçisi olup, işçilikte geçen bu süre, emeklilik halinde dikkate alınabilecek bir husustur.
Yapılan bu açıklamalara göre, davacının isteği üzerine, diğer kamu kurumuna atanması işlemi gerçekleşmiş olmakla kıdem tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Mahkemece anılan isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir ...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kıdem tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
A- Davacı İsteminin Özeti:
Davacı A. A. vekili, davacının davalı şirkette 506 ve 1475 S. K. 'na tabi olarak kapsam dışı personel statüsüyle çalışmakta iken, davalı şirketin özelleştirilmesi sonucunda Başbakanlık Personel Daire Başkanlığınca 4046 S. K. nun 22. maddesine istinaden başka bir kuruma atandığını, ancak davalı şirkette geçen hizmetine karşılık kıdem tazminatının ödenmediğini, özelleştirme sonucu davalının kamu kuruluşu niteliği ortadan kalktığından, davacının davalı şirketteki hizmet akdine dayalı çalışma süresinin İş Kanununun 14/4. maddesi çerçevesinde emeklilik ikramiyesinin ödenmesi sırasında değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, hak kazanıldığı halde ödenmeyen kıdem tazminatının, mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B- Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Asil Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, davalı şirketin özelleştirme nedeniyle kamu kuruluşu olmaktan çıktığını; özelleştirmeye ilişkin Hisse Satış Sözleşmesinde, davalı şirkette çalışmakta olan kapsam içi ve kapsam dışı personel için özel hükümler konulduğunu; sözleşmenin 7.a maddesi çerçevesinde davacının davalı şirkette kalması ve böylece 7.c maddedeki güvencelere sahip olması ya da 1475 S. K. nun 16/II-e maddesi hükmü gereğince iş akdini kendisi haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı istemesi mümkün iken, kendi isteği ile kamu kuruluşuna nakli ve memuriyete geçmeyi kabul ettiğini, hatta bu hususta form doldurduğunu, bu durumda 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine dayalı olarak kıdem tazminatı isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C- Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkeme, davalı işyerinde 506 ve 1475 sayılı Kanunlara tabi hizmet akdiyle çalışmakta iken, işyerinin özelleştirilmesi üzerine başka kuruma Devlet Memuru statüsüyle nakledilen davacının, emekli olması halinde, işçi statüsünde geçen hizmetin emekliliği sırasında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, öte yandan, davacının başka kuruma nakledilmesine kıdem tazminatı isteme hakkı saklı kalmak kaydıyla muvafakat ettiği, bu durumda, kıdem tazminatına hak kazanmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
D- Temyiz Evresi ve Direnme:
Davalı vekilince, davacının nakli bizzat istemiş olması karşısında akdin davalı tarafça sona erdirildiğine ilişkin kabulün hatalı bulunduğu öne sürülerek temyiz edilen karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme gerekçesini tekrarlayarak önceki kararında direnmiştir.
E- Maddi Olay:
Davacı, davalı şirkette 506 ve 1475 S. K. na tabi kapsam dışı personel statüsüyle çalışmakta iken, davalının özelleştirilmesi üzerine, kendisince doldurulan ve "Müktesep hak teşkil etmemek ve kadro ve ihtiyaç durumu uygun olması halinde atanacağımı bilerek yukarıdaki tercihleri yapıyorum" ibaresini taşıyan, davalı Şirketteki hizmet süresinden kaynaklanan tazminat hakkının saklı tutulduğuna dair elle yazılı bir kayıt da içeren tercih formuna istinaden, 4046 S. K. uyarınca başka kamu kurumuna ve Devlet Memuru statüsüyle atanmıştır.
F- Gerekçe:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; davacının özgür iradesiyle tercih formu doldurarak atama isteminde bulunmuş ve nakil işleminin de bu istek doğrultusunda gerçekleştirilmiş olmasına; direnme kararında sözü edilen, benzer durumdaki başka işçilerce yine kıdem tazminatı istemiyle açılıp, kabul ile sonuçlandıkları ve hükümlerinin onamayla kesinleştiği anlaşılan diğer davaların davacısı durumundaki işçilerin de, eldeki davanın davacısı gibi, atama istemiyle ve bütünüyle aynı mahiyette tercih formu doldurduklarına dair, bozmadan sonra getirtilen dosya içeriklerinin bir açıklık taşımaması karşısında, anılan davaların davacıları ile eldeki davanın davacısının tamamen aynı hukuksal konumda olduklarının kabulüne hukuken olanak bulunmamasına; nihayet, kamu kurumuna Devlet Memuru statüsüyle yapılan atama sonucunda Emekli Sandığı iştirakçisi haline gelen davacının işçilikte geçen süresinin, memur statüsüyle gerçekleşecek emekliliği sırasında dikkate alınabilecek olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy