(1475 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 237) (9 HD. 15.10.2001 T. 2001/14823 E. 2001/16056 K.)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 05.07.2001 gün ve 2001/364 E- 480 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2001 gün ve 2001/14823-16056 sayılı ilamıyla;
(...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının temyizine gelince;
Davacı işçi 31 gün çeken aylarda kendisine 30 gün üzerinden ücret ödendiğinin buna göre bir günün eksik hesaplandığını yani ödenmediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek istek gibi sonuca varılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir hizmet akdi mevcut değildir. Dosyada bazı aylara ait ücret bordroları varsa da ücretin günlük ya da haftalık ödendiği sonucu çıkarılamaz, aylık olarak bu bordrolar düzenlenmiştir. Bu durumda ücretlerin aylık ödendiği ve aylık miktarlarının maktu olduğu açıktır. Bazı aylar 30 bazı aylar 31 ve bazı aylar da daha az günden oluşabilir. Bu bakımdan 31 gün çeken aylar için bir gün eksik ücret ödendiği sonucuna varılamaz. Bu istek reddedilmelidir.
3- Sorumluluk zammı da, hüküm altına alınmış ise de, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu da açıklıktan yoksundur. Davacının usta, usta yardımcısı, ya da vardiya amiri olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu konu işyerince düzenlenen davacının şahsi dosyasından ve işverenin kayıt ve defterlerinden belirlenebilir. Bu konu yazılı belgelerle açıklığa kavuşturulmalı ve dinlenen tanık anlatımları ile birlikte değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. Ayrıca bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça ileri sürülen itirazlar da cevaplandırılmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki seri halinde açılmış olan davalar için taraf tanıkları ayni anda ve her dosya için geçerli olacak şekilde dinlenmişlerdir.
Oysa, 15 davanın birbirinden ayrı özellikleri bulunabilir. Bu bakımdan kişileştirme konusu üzerinde durularak sorun çözümlenmelidir.
4- Hafta tatili alacağına gelince;
Bu konuda da mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. İşyerinde birbirini takiben yürürlüğe konulmuş olan Toplu İş Sözleşmelerinin 29. maddesinde yapılan düzenleme, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesi doğrultusunda oluşturulmuştur. Gerek yasanın gerek toplu İş Sözleşmelerinin hükümlerinin amaçladığı düzenlemeye göre, hafta tatili, kural olarak Pazar günüdür. Tatilden önceki 6 iş günü işyerinde çalışılmışsa, işçi hafta tatili yani Pazar günü için, çalışma karşılığı olmayan bir yevmiyeye hak kazanır. Pazar günü de çalışıldığı takdirde, Toplu İş Sözleşmelerine göre yüzde yüz zamlı olarak bir başka anlatımla iki yevmiyeye daha hak kazanır. Böylece çalışılan Pazar günü için üç yevmiye ödenmesi söz konusu olmaktadır. Pazar günü çalışılan işyerinde hafta içinde bir gün izin verilmiş ise, artık çalışılan Pazar günü için iki yevmiye ödenmesi düşünülemez. Görüldüğü üzere konu uygulamalarla çeşitli şekilde uygulanmış olabilir. Bordrolarda bu çalışılmadan hak kazanılan Pazar günü ücreti ihtirazi kayıtsız olarak alınmışsa artık o gün için ayrıca iki yevmiye ödemesi mümkün değildir. Bilirkişiden ek rapor alınarak nasıl bir uygulama yapıldığını öncelikle belirlenmesi sonra da 7 gün çalışıldığı takdirde bir gün için ayrıca iki yevmiye için daha hesaplama yoluna gidilmesi gerekir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, saklı tutulan haftalık izin ücreti, sorumluluk zammı ile 31 nci gün ücreti alacağının ödetilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın kabulüne dair verdiği karar, yukarıda açıklanan nedenlerle Özel Daire'ce bozulmuş, mahkemece, davanın daha önce taraflar arasında görülüp kesinleşmiş karara dayalı bakiye alacak davası olduğu, bozma nedenlerinin kesinleşen karar karşısında yeniden irdelenip değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Davacının, daha önce fazla hakkını saklı tutarak açtığı davada talep ettiği, 31 nci gün ücreti alacağı, haftalık izin ücreti alacağı ve sorumluluk zammı alacağına hak kazandığının kabulü ile çalıştığı dönemdeki bilirkişice hesaplanmış, mahkemenin davacının dava konusu alacaklara hak kazandığı, bilirkişice saptanan miktarda alacağı olduğu gerekçesiyle fazla hakkı saklı tutularak talebin aynen kabulüne dair verdiği karar temyiz edilmeden davamızdaki karardan önce kesinleşmiştir.
Davacı, görülmekte olan davada önceki kısmi davada belirlenen ve saklı tuttuğu alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Bilindiği gibi, kısmi alacak davasında davalının alacakları ödemesine ilişkin verilen karar, önceki kısmi davada saklı tutulan alacak kesimi için açılacak alacak davası için kesin hüküm teşkil etmez ise de, birinci davada verilen hükmün belirlenen kalemlerde davalının davacıya alacaklarını ödemekle sorumlu bulunduğuna ilişkin kısmı, bu ikinci davada kesin delil teşkil ettiğinden mahkeme, davalının haftalık izin ücreti, sorumluluk zammı ve 31 nci gün ücretini ödemekte sorumlu olup olmadığını yeniden inceleme konusu yapamaz.
Bu nedenle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy