(1086 S. K. m. 429) (506 S. K. m. 85)
Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.5.2002 gün ve 2001/1621 E, 2002/208 K. sayılı kararın incelenmesi davalı, Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 8.7.2002 gün ve 5422-6582 sayılı ilamı ile; (...Davacının SSK.na tabi zorunlu sigortalı olarak geçen hizmetleri dışında isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 85. maddesine göre, isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı olarak Kuruma başvuruda bulunmak koşul olduğu gibi herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak da gerekir. Somut olayda ise davacı 1.11.1989 tarihinden geçerli olmak üzere isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edilmiş, 6.3.1990 tarihinden itibaren de SSK 'na tabi zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başlamış ve hizmetleri Kurum' a bildirilmiştir. Davacının zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başladığı 6.3.1990 tarihinde isteğe bağlı sigortalılık koşullarını yitirdiği ortadadır. Davacı zorunlu sigortalı çalışmasının sona erdiği tarihten itibaren Yasanın öngördüğü şekilde yeniden isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunmamıştır. Öte yandan davacı isteğe bağlı sigortalı olduğu 1.1 1.1989 tarihinden itibaren 25.6.1997 tarihine kadar prim ödemesinde bulunmamış, başka bir anlatımla düzenli prim ödemek suretiyle de isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek iradesini de ortaya koymamıştır. Davacının isteğe bağlı sigortalılığının yasal olarak sona erdiği ve sigortalılık koşulları taşımadığı 6.3.1990 tarihinden sonraki dönem için 4247 sayılı yasadan yararlanması mümkün bulunmadığı gibi Kurum 'un hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak primleri tahsil etmesinin de sigortalı olmadığı süreler yönünden davacı yararına kazanılmış hak yaratmayacağı ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy