(3533 S. K. m. 4) (20. HD. 05.04.2001 T. 2001/1734 E. 2001/2813 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.04.2001 gün ve 2001/1734-2813 bozma kararında özetle: Davada; hakemin yetkisini aşılarak, mülkiyet belirleme yerine, esasa girip 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmişse de, yasada öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu malı niteliği taşıyan orman ve mera gibi taşınmazlar yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı, hakem sıfatıyla bakılan davada nitelik ve bu nedenle mülkiyet belirleme yönünden hüküm kurulması gerekirken, hak düşürücü süreden bahisle ve hakem yetkisi aşılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve krokide (A) harfi ile gösterilen 623.637,85 m2'lik kısmın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde ve Kumluk Devlet Ormanı olduğu ve mülkiyetinin de Hazineye ait bulunduğunun tespitine, (B) ile gösterilen kısım hakkında davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Hakem sıfatı ile verilen kararda sıfat aşılmadığı taktirde, kararın itirazen incelenmesi gerekir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Hakem kararları itirazı kabil olmakla birlikte, nitelik olarak aslında hakemin görevine girmeyen bir konu hakkında hakim karar vermişse, bu karar görev noktasından temyize konu olabilir.
Bu nedenle, Orman Yönetimi ve Hazinenin son karara karşı temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin itirazın reddine ilişkin 12.06.2003 tarih, 2002/158 E.-2003/155 K. sayılı kararı kaldırıldıktan sonra esasının incelenmesine geçildi:
Davacı Orman Yönetimi, genel arazi kadastrosu sırasında mera niteliği ile tespiti yapılıp kesinleşen 347 parsel sayılı taşınmazın orman olduğu savı ile tespitin iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili isteğiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece 01.07.1997 tarihli ara kararı ile 3533 Sayılı Yasa uyarınca mülkiyet uyuşmazlığının hakem yoluyla görülmesi gerektiğini belirterek tescil hakkındaki istemi ayırıp, hakem sıfatı ile verilecek kararın beklenmesine karar verilmiştir.
Mecburi tahkim usulü ile görülecek davada taşınmazın niteliğinin ve mülkiyetin hangi kuruma ait olduğunun belirlenmesi söz konusudur. Oysa, davanın açılmasından önce 13.07.1972 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile orman olduğu belirlenen çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğu bellidir. Kaldı ki; 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve bu davada uygulanması gereken 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirilen 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince ... taşınmazların aynına yönelik olan ... uyuşmazlıkların hakemde görülemeyeceği hükümleri getirilmiş olduğu anlaşılmakla, bu davanın hakem mahkemesinde görülme olanağı bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece temyize konu davada mecburi tahkim yoluyla çözümlenmesi gereken uyuşmazlık bulunmadığı gözetilmeksizin hakem sıfatıyla davanın görülüp işin esası hakkında yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 09.12.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy