(2004 S. K. m. 72) (765 S. K. m. 342) (6762 S. K. m. 701, 702, 703, 705) (YHGK. 24.04.1996 T. 1996/12-136 E. 1996/288 K.) (19 HD. 05.10.2001 T. 2001/2086 E. 2001/6191 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 5.7.2000 gün ve 258-170 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 5.10.2001 gün ve 2086-6191 sayılı ilamı ile;
(... Davacı vekili, müvekkiline ait çekin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında üçüncü şahsın eline geçip, 1.000.000.000.TL olarak doldurulduğunu, imzasının taklit edildiğini iddia ederek söz konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, dava konusu çekin icra dosyasındaki borcuna mahsuben dosya borçlusu tarafından kendisine verildiğini, bankaya ibraz edilerek karşılıksız kaşesi vurdurulduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece çekin ilk hamili E. S. olduğu, davalının sadece kooperatif vekili olarak çeki bankaya ibraz eden kişi konumunda bulunduğu, davanın davalıya yöneltilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu çekin hamilinin davalı N. Ç. olduğu ve adı geçen tarafından bankaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Bu yönler gözetilerek işin esasına girilmesi ve varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait çekin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında üçüncü şahsın eline geçip, imzasının taklit edilerek 1.000.000.000.TL olarak doldurulduğunu, söz konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı cevabında, kendisinin müvekkili adına hareketle giriştiği icra takibi sırasında takip borçlusunun dava konusu çeki icra dosyasındaki borcuna mahsuben kendisine verildiğini, bankaya müvekkili adına ibraz edilerek karşılıksız kaşesi vurdurulduğunu, dava açıldıktan sonra çeki kendisine veren şahsın vekiline iade ettiğini, davanın konusuz kaldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece çekin ilk hamili E. S. olduğu, davalının sadece kooperatif vekili olarak çeki bankaya ibraz eden kişi konumunda bulunduğu, davanın davalıya yöneltilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Özel Daire; Dava konusu çekin hamilinin davalı N. Ç. olduğu ve adı geçen tarafından bankaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Bu yönler gözetilerek işin esasına girilmesi ve varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Gerekçesiyle hükmü bozmuş, mahkemece verilen direnme kararı davacı vekilince temyize getirilmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; öncelikle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, ayrıca da müvekkili alacaklı adına vekil sıfatıyla hareket eden davalı avukatın bir başka takip nedeniyle borçlu E. S. tarafından ödeme yerine geçmek üzere verilen keşidecisi davacı Halil olan çekin bankaya ibrazı ve karşılıksız kaşesinin vurulmasından ve eldeki davanın da açılmasından sonra tekrar E. S.'a iade etmesi ve bu çekin adı geçen elinde bulunması karşısında eldeki menfi tespit davasında husumet yöneltilen davalının yasal konumunun ne olacağı, eş söyleyişle, bankaya vekil sıfatıyla olduğu açıklanmadan davalı cirosu ile bankaya ibraz edilip karşılıksız kaşesi vurulan çekin yetkili hamilinin davalı mı yoksa onun teslim ettiği dava dışı kişi mi olduğu, noktasında toplanmaktadır.
İlkin, menfi tespit davasına konu çekin irdelenmesinde yarar vardır. Bu çek; Muhatabı-Türk Ticaret Bankası A.Ş. keşide yeri Selçuk- keşide tarihi -20.08.1998 -1.000.000.000 TL bedelli - hamiline- keşidecisi Halil Düztaş -Hesap No: 304-4929, Çek no: A-2068436 olan arkasında Av. Neşe Çokmert (davalı) yazılı adres ve 20.08.1998 tarihi ile imza ve muhatap bankanın 20.08.1998 saat 11.10 itibariyle karşılıksız kaşesi bulunan bir çektir.
Kınık İcra Müdürlüğü'nün 1998/234 sayılı dosyasında Alacaklı Kınık Kefalet Koop. Borçlu Erhan Suay olan 218.335.000TL alacak için tutulan 14.08.1998 tarihli haciz tutanağında borçlu borcuna karşılık davaya konu bu çeki vermiştir. Davalı avukat alacaklı vekili sıfatıyla bu çeki almış ve haciz isteminden de vazgeçmiştir. Bu husus çek kapsamında belli olmayıp, haciz tutanağı ile anlaşılmaktadır.
Dava tarihinden sonra davalı son hamili olduğu çeki kendisine veren ve vekili olduğu alacaklı kooperatifin borçlusu E. S.'ın haricen borcunu ödeyerek, vekil tayin ettiği E. S.'a teslim ettiğine ilişkin 27.08.1998 tarihli teslim tesellüm belgesini ibraz etmiştir. Yargılama sırasında çek adı geçenden mahkeme kanalıyla alınarak dosyaya konulmuştur. Kınık Noterliğinin 27.08.1998 tarih ve 4397 yevmiye nolu Erhan Suay'ın E. S.'ı vekil etmesine ilişkin vekaletname ise: ...1998/234 sayılı dosyadaki borcumu Av. Neşe Çokmert'e benim adıma ödemeye, ödeme karşılığında makbuz almaya, ödemeyi müteakip bu çeki Av. Neşe Cömert'ten iade almaya yetkili olmak üzere... ağabeyim E. S.'ı vekil tayin ettim şeklindedir.
Mahkemece davacının imza incelemesi yapılmış, çekteki imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmiştir. Dosya kapsamında Davacı Halil ve Erhan Suay ve bir başka arkadaşları hakkında sahte çek tanzimi nedeniyle TCK 342/1 maddesi gereğince yargılanmaları istemiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 18.10.1998 tarihli iddianame ile ağır ceza mahkemesine dava açıldığı bellidir.
Bilindiği üzere çek; bir ödeme vasıtası olup, görüldüğünde ödenir. Somut olayda; son yetkili hamil muhatap bankaya tahsil için ibraz eden davalı Neşe'dir. Çek metninden davalının vekil sıfatıyla hareket ettiği anlaşılmadığı gibi, tahsil cirosu ile ibraz sonrası muhatap bankaca karşılıksız kaşesi vurulmuştur. Çekin ibrazından ve karşılıksız olduğunun anlaşılmasından sonra başkaca ciro bulunmadığı ve davalı elinde bu haliyle bulunmakta iken dava açıldıktan sonra yukarıda açıklanan biçimde dava dışı E. S. isimli şahsa geçtiği bellidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 702 ve 703 maddeleri uyarınca Hamiline bir çekin ibrazdan önce ciro yapılmaksızın teslim ile devrinin yapılabileceği düzenlenmiş ise de, ibrazdan sonra hamiline yazılı bir çekin fiilen teslim suretiyle devir olunabileceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamakta aksine TTK 705 maddesinde böyle bir durumda yapılacak cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı açıkça hükme bağlanmış bulunmaktadır. İbrazdan önceki ilk cirantanın muhataba cirosu ise aynı yasanın 701/4 maddesi uyarınca ciro niteliği taşımamakta, makbuz niteliğinde olmaktadır. Nitekim açıklanan bu ilkeler yerleşik olarak kabul ve uygulanmakta olup, Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.1996 gün ve 1996/12-136 E., 1996/288 ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30.06.1989 gün ve 1988/671 E., 1989/4001 K. sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.
Eldeki olayda dava dışı kişiye çekin veriliş biçimi alacağın temliki hükümleri uyarınca onu yetkili hamil durumuna sokacak nitelikleri haiz değildir. Çekin ibrazı tahsil cirosu bulunan ve vekil olarak hareket ettiği çekten anlaşılmayan davalı tarafından muhatap bankaya yapıldığına göre yetkili son hamil davalıdır. Davalının teslim tesellüm belgesi başlıklı belgeyle çeki teslim ettiği kişi açıklanan nedenlerle son yetkili hamil olarak kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle mahkemece Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen bozmaya uyulmak gerekirken çekin davadan önce davalı elinden çıktığından bahisle verilen redde ilişkin kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 20.12.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy