(6831 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 1023) (YHGK. 03.07.2002 T. 2002/20-558 E. 2002/588 K.) (20. HD. 10.05.2001 T. 2001/3179 E. 2001/3713 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.05.2001 gün ve 2001/5062-5949 sayılı bozma kararında özetle: Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ve yöreye ilişkin maki komisyonlarınca yapılan tesbit işlemlerine dair tüm evrak ve haritaların ilgili yerlerden getirtilmesi, tamamlanmış ve sonradan idari ya da adli yargı yerinde iptal edilmemiş uygulanabilir maki haritasının mevcudiyeti halinde davalının dayandığı 2510 Sayılı Yasaya göre verilen tapu kaydı, maki haritası ve krokileri uzman bilirkişiler aracılığıyla uygulanması, taşınmazın maki alanı içinde kalıp davalının bayiine 2510 Sayılı Yasa uyarınca verildiğinin anlaşılması halinde davanın reddedilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu 1952 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1979 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp, dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında 01.06.1970 tarih 2 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak Şükran Öztürk adına arsa niteliği ile tespit edilmiş, satış yoluyla davalıya geçmiştir.
Yerel mahkemece yöntemine uygun olarak yapılan orman araştırması sonucunda çekişmeli taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, daha sonra 1950 yılında çıkarılan 5653 Sayılı Yasa uyarınca makiye ayrıldığı, 1979 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarıldığı belirlenmiştir.
Ancak, Yargıtay Kararlar Dergisinin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 gün 2001/3179-3713 sayılı kararı ile bu kararı benimseyen HGK'nun 03.07.2002 gün 2002/20-558/588 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi İstanbul Anadolu Yakasında Samandıra Nahiyesine bağlı Samandıra, Yakacık, Sultanbeyli, Kurna, Emirli, Kurtdoğmuş, Paşaköy, Ballıca ve Kısıklı Nahiyesine bağlı Alemdağ, Sultançiftliği, Çekmeköy, Dudullu Köylerinin mülki hudutları içinde bulunan ormanların isimleri, tahdit yılı ve tescil durumu düzenlenen listede gösterilmiş ve makiye ayırma işlemlerinin iptaline karar verilmiştir.
1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca; taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdidin içinde kalması, 1744 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılması ve tapu kaydının çekişmeli yeri miktarı ve sınırları itibariyle kapsaması, tapu kaydının orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha önceki tarihli olması ve ilk tahdidin itirazsız kesinleşmesi halinde orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin mülkiyeti tapu sahiplerine dönmektedir. Somut uyuşmazlıkta yörede 1943 yılında orman kadastrosu yapılmış olup, çekişmeli taşınmaza arazi kadastrosu sırasında uygulanan Haziran 1970 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydının ilk geldisi olan Ocak 1944 tarih 158 sıra numaralı tapu 2510 sayılı yasa uyarınca iskan yoluyla oluşturulmuştur. Bu durumda davalının tutunduğu tapu kaydı orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha sonraki tarihli olduğundan 1744 Sayılı yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan çekişmeli taşınmazın mülkiyeti tapu sahibine dönmeyecektir. Dava konusu taşınmaz, 1943 yılında yapılan tahdidin içinde kalmakla, Ocak 1944 tarih 158 sıra numaralı sicilden gelen Haziran 1970 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydı 4785 Sayılı Yasa karşısında yasal değerini yitirmiştir. Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır.
Hal böyle olunca, Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.11.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy