(2918 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 63) (ANY. MAH. 27.03.2002 T. 2001/343 E. 2002/41 K.)
Dava: Dava, 05.02.2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen kurum sigortalısı Namık'ın hak sahiplerine kurumca bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan ödemelerin, davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Karar: Mahkemece; davalı Mustafa'nın kazaya sebebiyet veren aracını sürücü olan diğer davalı Cengiz'e haricen satıldığına ilişkin sözlü beyanına itibar edildiğinden bahisle Mustafa ile kusursuz bulunan diğer sürücü Muharrem hakkındaki davanın reddine, davaya konu kazanın 8/8 oranında ağır kusurundan ileri gelmesi nedeniyle davalı Cengiz hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Y.S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 63. maddesidir.
Söz konusu maddede üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu kanunda sayılan yardımların yapılması durumunda, kurumun yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için araç sahiplerine, (araç sahibinin kusuru olmasa bile) rücu edeceği hükmü öngörülmüştür. Araç sürücüsünün olayda % 100 kusurlu olduğu tesbit edildiğine göre araç maliki davalı Mustafa yönünden 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ... araç sahiplerine... ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2002 tarih 2001/343 Esas, 2002/41 sayılı Kararı ile Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi karşısında kanunun 63. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, araç maliki Mustafa'nın işleten sıfatı yoksa, sorumlu tutulamayacak, araç maliki Mustafa, aynı zamanda işleten ise, sorumlu tutulacaktır. Burada değerlendirilmesi gereken husus davalı Mustafa'nın işleten sıfatı ile sorumlu olup olamayacağına ilişkindir. Trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan kişi aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işletiyor ve araçtan çıkar sağlıyor ise, karşılığında hem şekli hem de maddi anlamda işletenlik sıfatı birleşmiş olur. 2918 Sayılı Yasanın 3. maddesinde araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatı ile sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişinin işleten olduğu, ancak ilgilisi tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikenin kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu olduğu ispat edilirse, bu kişinin işleten sayılabileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda; araç maliki davalı Mustafa olay tarihinden önce otomobili 2000 yılı Temmuz ayında haricen kardeşi Cengiz'e sattığını beyan etmiş, bu beyanı, davalı Cengiz doğrulamıştır. Kaza tarihinden önceki dönemde aracın Mustafa tarafından diğer davalı Cengiz'e satıldığı yolundaki beyan araştırılmalı, 2918 Sayılı Yasanın 3. maddesinin son cümlesinin burada tezahür edip etmediği, davalı Mustafa üzerine kayıtlı araç uzun zamandan beri Cengiz tarafından harici satışa dayalı olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanımın hukuki niteliği ve süresi, aracın kullanılmasından doğan ekonomik ve manevi yararın kimin üzerinde gerçekleştiği, aracın, gider ve rizikoları ile, donanım-bakım ve işletme giderlerinin, vergilerinin, kim tarafından üstlenildiği konuları üzerinde etraflıca durulmak suretiyle araştırılıp irdelenmeli, toplanacak deliller doğrultusunda yapılacak değerlendirme sonucu, davalı Cengiz'in kullanımı dolayısıyla bu kişi yönünden işletenlik kavramının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır. Sadece, davalıların yargılama sırasında verdikleri beyanlara itibar ederek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy