(4247 S. K. m. 1, 2) (4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.11.2002 gün ve 2001/419 E. 2002/1100 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 10.3.2003 gün ve 2003/455 E. 1755 K. sayılı ilamı ile; (...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıda bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç dosyadaki bilgi ve belgelere uygun bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının 4247 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle prim borçlarını ödemiş olmasına karşın sonradan tüm prim borçlarını ödemediğinin ortaya çıkması nedeniyle yaptığı ödemelerin geçerli olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı 4247 sayılı Yasadan yararlanmak için yasal sürede başvurmuş ve iradesini açıkça ortaya koymuş ve bildirilen prim borçlarını ödemiştir. Ne var ki daha sonra ödediği miktara göre çok az bir prim borcunun ortaya çıktığı ve bu miktarın ödenmediği gerekçesi ile 4247 sayılı Yasadan yararlanma hakkı ortadan kaldırılmıştır. Bu durum 4247 sayılı Yasanın konuluş amacına ve davacının iradesine aykırıdır. Kurum üzerine düşen görevi yapmamış 4247 sayılı Yasaya göre başvuruda bulunan davacıyı daha fazla prim borcu bulunduğu konusunda uyarmamış, davacının ödemelerini beyanına göre kabul etmiştir. Kurumun davacıyı 4247 sayılı Yasadan yararlandırdıktan yıllar sonra bakiye prim borcunu gerekçe göstererek işlem yapması M.K.'nun 2. maddesinde yazılı iyi niyet kuralına da aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davacının 4247 sayılı Yasadan yararlandığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Taraf vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1-İlk kararı temyiz istemi Özel Dairece reddedilen davalı vekili yönünden hüküm kesinleştiğinden direnme kararını temyiz etmeye hakkı bulunmadığından temyiz istemi reddedilmelidir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince;Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1-Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 2.7.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy