(6570 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasındaki ihtiyaç nedeniyle tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.03.2002 gün ve 2001/496 E. 2002/167 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.05.2002 gün ve 2002/3328-3493 sayılı ilamı ile; (...Dava, ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesi isteğine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, davalının kiracı bulunduğu büfenin Konak Alanında bulunduğunu, burada imar planına uygun düzenleme yapılacağını belirterek davalının tahliyesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yeni bir imar planı bulunmadığı, bu nedenle iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Konak alanını da kapsayan imar planının 1/10000 ölçekli olarak 1984 tarihinde onanıp yürürlüğe girdiği, 1987 yılında plan değişikliği yapılmış, daha sonra 1994 yılında dava konusu büfenin bulunduğu Konak Alanının korunması gerekli SİT alanı olduğu belirlenip 1/5000 ölçekli bir plan hazırlanmış ve onanmış, ancak bu plan açılan davalarla iptal olunmuş bölge sit alanı ilan edildiği için Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1.7.2000 ve 23.2.2001 tarihli kararlarla 1/5000 ölçekli plan uygun görülmüş ancak henüz Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylanmamış olduğu Belediye Planlama Müdürlüğünün yazısından anlaşıldığına göre mahkemece proje onayının bekletici mesele sayılarak sonuçlanmasının beklenmesi gerekirken, şu anda yeni bir plan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması icap etmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, ihtiyaç nedeniyle kiralanın tahliyesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıların 01.10.1994 tarihli kira sözleşmesi ile Konak alanında bulunan büfeyi kiraladıklarını, İmar Planına uygun düzenleme yapılabilmesi için büfenin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek davalıların tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar planının değiştirilmediği, bu nedenle ihtiyaç iddiasının zorunlu, samimi ve acil bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, yeni bir imar planı bulunmadığı ve henüz onaylanmamış olan Koruma Amaçlı Nazım İmar Planının büfe alanını kapsamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; Konak alanını kapsayan 1/5000 ölçekli planın Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onayının bekletici mesele sayılarak, sonuçlanmasının beklenmesi gerekip gerekmediği, noktasındadır.
Konak Belediyesi Planlama Müdürlüğü yazısında; Konak alanını kapsayan 1/1000 ölçekli İmar Planının 1984 yılında yürürlüğe girdiği, 1987 yılında plan değişikliği yapıldığı; bölge tarihsel sit alanı ilan edildiğinden Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 17.02.2000 ve 23.02.2001 tarihli kararlarıyla 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planının uygun görüldüğü ve henüz Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca onaylanmadığı, büfe alanının bu planın onama sınırı dışında kaldığı bildirilmiştir.
Diğer taraftan yapılan bilirkişi incelemesinde; Büfenin inşa edildiği tarihten sonra imar planında değişiklik yapılmadığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nca tarihsel sit alanı olarak ilan edilen Konak meydanı ile ilgili Koruma Amaçlı Nazım imar Planının dava konusu büfe alanını kapsamadığı tespit edilmiştir.
Netice itibarıyla dava konusu büfe alanının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca henüz onaylanmamış Koruma amaçlı Nazım İmar Planı dahilinde bulunmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, proje onayının sonuçlanmasının görülmekte olan dava bakımından sonuca herhangi bir etkisinin bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı yerindedir. Ne var ki, diğer temyiz itirazları yönünden incelenmek üzere dosya Özel Daire'sine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı yerinde görüldüğünden, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 6. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 16.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy