(818 S. K. m. 84) (743 S. K. m. 2) (1475 S. K. m. 14, 26)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 07.05.2002 gün ve 2001/500 E. 2002/541 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.02.2003 gün ve 2002/15863-2003/2590 sayılı ilamı ile;
(...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları ile davacının aşağıdaki bendler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, daha önce kısmi ödeme yapılarak bankaya yatırılan paranın asıl alacağın faizine mahsuben alındığını cevaba cevap dilekçesinde beyan etmiştir. Borçlar Kanununun 84. maddesi hükmü nazara alınarak bu hususun değerlendirilmesi gerekirken kısmi ödenen asıl alacaktan mahsubu hatalıdır.
3- Davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin son avukatlık ücret tarifesi hükümleri çerçevesinde yanlış hesaplanarak fazla miktara karar verilmesi de doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava kıdem-ihbar tazminatı ve fazla çalışma alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin davalının iş yerinde çalışırken yasal alacakları ve çalıştığı döneme ilişkin ücretinin bir bölümü ödenmeden işten çıkarıldığını fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 2 milyar kıdem tazminatı, 300 milyon ihbar tazminatı, 700 milyon resmi tatil ve dini bayramlarda çalışma ücreti ücretinin, kıdem tazminatının fesih tarihi olan 1.4.2001 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi, diğer alacaklar için işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının işine ekonomik kriz nedeniyle 23.4.2001 tarihinde son verileceğinin 1.3.2001 tarihli ihtarname ile bildirildiğini bu ihtarnamede ayrıca her gün 15.00 ile 17.00 arasında günlük iki saatlik iş arama izni kullanabileceğinin bildirildiğini, iş aktinin belirtilen süre gözetilerek fesh edildiğini bu nedenle iş yasasının 13. maddesine göre davacının ihbar tazminatına hakkı bulunmadığını, davacıya peşin olarak 1.897.500.000 TL. kıdem tazminatı ödenmek istendiğini ancak davacının kabul etmediğini bunun üzerine adına hesap açtırıldığını ve bu hesaba ayrıca 23 günlük Nisan ayı ücreti olan 98.865.499 TL. nin de yatırıldığını bu hususun dahi davacının hizmet akdinin ihbar önelinden daha önce fesh edilmediğinin bir kanıtı olduğunu bu nedenle kıdem tazminatı alacağında davacının temerrüdü sözkonusu olduğundan en yüksek mevduat faizi talebinin yersiz olduğunu, davacının işyerinde bazlamacı olarak çalıştığını, çalışma saatlerinin sabah 09.00 ile akşam 17.00 arasında olup günlük 1 saat yemek molası bulunduğunu davacının bir an için fazla çalıştığı varsayılsa bile, zamanaşımı nedeniyle isteminin yersiz olduğunu; davacının işyerinde dini bayramların ilk iki günü izin yapmak suretiyle çalıştığını bu hususun ücret bordrolarında da gösterildiğini diğer yandan çalışılan genel tatil günlerine ait zamlı ücretlerin bordroda gösterildiğini bu nedenle davacının isteminin yerinde olmadığını savunmuştur.
Yerel mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin Borçlar Kanunu 84. madde uyarınca faizden mi yoksa asıl alacaktan mı düşüleceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Bu husus kısmi ifanın ne şekilde yapılacağı ile ilgilidir.
İlke olarak alacaklı borçlu bulunulan edanın kendisine tamamen yapılmasını isteyebilir.
Edanın mahiyeti parçalanmaya müsait olsa dahi alacaklı kısmı edayı kabule mecbur değildir.
Borçlu şu hallerde kısmi edada bulunmak ve alacaklı da bu kısmi edayı kabul etmek durumundadır.
1- Akit kısmi edada bulunmak salahiyetini borçluya vermekte ise;
2- Mahiyeti ve tayin olunan miktar dolayısiyle edanın bir defada yerine getirilmesi mümkün değilse;
3- Teklif edilen eda hemen hemen borcun tamamına tekabül ettiği ve reddi MK.2.maddeye aykırı bulunmakta ise;
4- Mahkeme kararı borçluya edanın uyuşmazlık teşkil eden kısmını yerine getirmeye mahkum ederse, borçlu ancak borcunun bu kısmı için temerrüdün neticelerine katlanacaktır.
5- Poliçe alacaklısı kısmî tediyeyi reddedemez.
6- İcra takibi yoluyla takip edilen işlerde borçlunun taksitle tediyede bulunmasına müsaade olunabilir.
Alacaklının edanın tamamını talep edeceği yerde bir kısmını talep etmesine hiçbir engel yoktur (Bkz. Borçlar Hukuku Andreas Von Tuhr. Cevat Edeğe çevirisi sh: 472 vd.).
BK. 84/1.fıkrasına göre borçlu faiz veya masrafları tediye de gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi anapara'ya sayabilir. Bu kural emredici olmayıp aksi kararlaştırılabilir.
Somut olayda, kısmen ödeme sırasında ana para, faiz ve masrafların tediyesinde borçlunun temerrüde düştüğü ve alacaklı tarafından kısmi edanın kabulünü zorunlu kılan bir durum yoktur.
Taraflar arasında kısmen ödemenin borçlu tarafından önce anaparaya sayılacağı konusunda bir anlaşma olmadığına göre BK.84/1. madde uyarınca davacı alacaklı kısmen ödemeyi önce faiz ve masrafa saymaya yetkilidir. Kıdem tazminatına faiz fesih tarihinden başlayacağından, davalı borçlu tarafından fesih tarihinden sonra yapılan kısmî ödemenin öncelikle faiz ve masraftan düşülmesi gerekirken yazılı şekilde kısmî ödemenin önce anapara'dan yapılması usul ve kanuna aykırıdır.
O halde Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy